Anne-Baba İletişimi ve Çocukta Oluşan Alt Yazılar


Klinik Psikolog Funda Tekelioğlu

Ebeveyn olmak sürekli öğrenme halinde olmak demek. Çocuğumuzla kurduğumuz sağlıklı iletişimin onun özgüvenini, yaşamdaki duruşunu, gelişimini nasıl etkilediğini artık biliyoruz.

Ebeveyn çocuk arasındaki bu direkt bağın önemi yadsınamaz ancak ebeveynlerinin birbirleriyle olan ilişki biçimleri de çocuğun gelişiminin önemli bir parçasını oluşturur.

Çocuk, model alarak öğrenir. Onu bir dedektif gibi düşünebiliriz. Bunun için çocuğun özel bir çabası yoktur. Etrafında olanları tüm ayrıntılarıyla gözler, kendi süzgecinden geçirir, tıpkı bir paratoner gibi iç dünyasına alır. Çoğu zaman gözlemlerini anlamlandıramaz ama yorumlar.

Çocuk farkında olmadan anne babasının birbirlerine karşı davranışlarını gözler. Anne babasının birbirleri ile konuşma biçimleri, birbirlerine sevgilerini ifade etme biçimleri, problemlerini çözme biçimleri, birbirlerine yakınlıkları veya uzaklıkları, birbirlerine temas etme biçimlerini zihnine yerleştirir. Kendi iç dünyasında yorumlar ve alt yazılar oluşturur. Bu alt yazılar büyüdükçe, kendi yaşamını kurarken ona rehber olur (yine farkında olmadan) çünkü aşina olmanın büyük bir çekim gücü vardır.

Anne Babanın Davranışları ve Çocuğun Yorumu ile Oluşturduğu Alt Yazılarından Küçük Örnekler:

  1. Anne-Baba arasında: Bir problem var, konuşma kızışıyor ve asıl sorundan uzaklaşılıyor, konu şekil değiştiriyor. Birbirlerine “Sen zaten ……”, “Sen hep ……” gibi sözler sarf ediyorlar.

Çocuğun alt yazısı: Problem çıktığında karşındakini suçlayabilirsin.

  1. Anne-Baba arasında: Problem yaşanıyor, çözülemiyor ve ebeveynlerden biri konuşmuyor, küsüyor.

Çocuğun alt yazısı: Kızdığın zaman sus, onu küserek cezalandır.

  1. Anne-Baba arasında: Birbirlerine giderek seslerini yükseltiyorlar, bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar, bağırarak baskın çıkmaya çalışıyorlar.

Çocuğun alt yazısı: Derdimi, sıkıntımı ancak sesimi yükselterek, bağırarak anlatabilirim, kendimi ancak bağırarak dinletebilirim.

  1. Anne-Baba arasında: Ebeveynlerden biri öfkeli ama belli etmiyor, alttan alarak susuyor.

Çocuğun alt yazısı: Öfkeni bastır, yoksa sevilmeyebilirsin.

  1. Anne-baba arasında: Birlikte yemek yerken, çocuk yemek döküyor, ebeveynlerden biri diğer ebeveyne “Niye dikkat etmiyorsun?”, “Yanındaki çocuğu görmüyor musun?” gibi suçlayıcı sözler söylüyor.

Çocuğun alt yazısı: Ben kötüyüm (benim yüzümden).

  1. Anne-baba arasında: Ebeveynlerden biri diğer ebeveynin yaptıklarını beğenmiyor, sürekli hata buluyor, olumsuz eleştiriyor.

Çocuğun alt yazısı: Hata yapmamalısın, yoksa sevilmezsin, mükemmel olmalısın.

  1. Anne-baba arasında: Ebeveynlerden biri diğer ebeveynin anlattıklarına inanmıyor, düşüncelerini saçma buluyor. “Nereden çıkartıyorsun bunları?”, “Yanlış anlamışsındır.”, “Gereksiz şeylerle uğraşıyorsun.”, “Saçmalama.” gibi sözler söylüyor.

Çocuğun alt yazısı: Başkalarının düşünceleri önemsiz, onlar değersiz.

  1. Anne-baba arasında: Ebeveynlerden biri diğer ebeveynin duygularını göstermesini, ifade etmesini sözleriyle engelliyor. Ağladığında, üzüntüsünü gösterdiğinde, “Abartma!”, “Gösteri yapma!” diyor, inanmıyor.

Çocuğun alt yazısı: Duygularını sakın belli etme, gösterme.

  1. Anne-baba arasında: Ebeveynler birbirleri ile konuşmuyorlar, birbirlerine bakmıyorlar, birbirlerine temas etmiyorlar, sadece çocuk ile iletişim kuruyorlar.

Çocuğun alt yazısı: Onlardan ben sorumluyum.

  1. Anne-baba arasında: Ailede yaşanan bir kayıp ile ilgili (aile büyüklerinin ölümü gibi) ebeveynler üzüntülerini belli etmemeye çalışıyor, kaybedilen kişi ile ilgili konuşmuyorlar.

Çocuğun alt yazısı: Duygularını asla belli etme, üzüldüğünü kimse görmesin, ağlanmaz.

  1. Anne-Baba arasında: Bir problem var. Anlaşamadıkları konuyu tartışıyorlar, birbirlerinin ne demek istediğini anlamaya çalışıyorlar. Çözüm yollarını konuşuyorlar.

Çocuğun alt yazısı: Sorunlar konuşulabilir, çözüm yolu bulunur. (Alternatif yollar düşünmeye yönlendirir).

  1. Anne-baba arasında: Ebeveynlerden biri kızgın, heyecanla anlatıyor, diğer ebeveyn dinliyor, neye kızdığını ve nasıl yorumladığını anlamaya çalışıyor. Kızgın olan ebeveyn suçlamıyor sadece kendini anlatıyor.

Çocuğun alt yazısı: Çok kızsam da konuşabilirim. Beni dinlerler, ben değerliyim.

Aile, çocuğun ilk ve en önemli yaşam okuludur ve bu okulda çocuk, kendisine sunulan her şeyi olduğu gibi alır. Aldığı her şey, çocuğun kendi kimliğinde temel oluşturur.

Mutlu aile ilişkileri demek, eşlerin hiç sorun yaşamaması, hep güler yüzlü olması, hiç tartışmamaları demek değildir. Mutlu ilişkiler için eşlerin aynı özelliklere sahip olmaları, birbirlerine tıpatıp benzemeleri de gerekmez. Eşlerin anlaşmazlık yaşadıklarında konuşabilmeleri, sorun yaşadıklarında çözüm için uğraşmaları ve birbirlerine özenli davranmaları esastır. Mutlu ailede eşler, birbirlerine sinirlense de hiçbir zaman kişiliği rencide edici sözler sarf etmezler. Birbirlerini önemserler ve takdir ederler, birbirlerinin farklı yanlarını kabul edip, farklılıklarına değer verirler. Sevgilerini birbirlerine gösterme konusunda cimri davranmazlar.

• Karı-koca olarak yaşarken aynı zamanda iki sevgili olmayı da başarırsanız, çocuğunuza sevginin sürekliliğini öğretirsiniz.

• Birbirinizi önemsediğinizi gösterirseniz, birbirinize özenli davranırsanız, çocuğunuza insanlara değer vermeyi aşılarsınız.

• Birbirinize olan sevginizi içinizden geldiği gibi, içtenlikle ve doğallıkla gösterebilirseniz, çocuğunuza sevginin bir nedene bağlanmadan yaşanabileceğini öğretirsiniz.

• Birbirinizi takdir edebilirseniz, çocuğunuza takdir etmeyi, ayrıntıları fark etmeyi öğretirsiniz.

• Yaşadığınız sorunlarda birbirinizi suçlamadan tartışıp, birbirinizi anlamaya çalışıp, çözüme ulaşabilirseniz, çocuğunuza sorunların üstesinden gelme güveni, sorunlarla baş edebilme gücü kazandırırsınız.

• Olumlu veya olumsuz tüm duygularınızı uygun bir şekilde ifade edebilirseniz çocuğunuza duygularını fark etmeyi ve ifade edebilmeyi öğretirsiniz, onun da duygularını özgürleştirirsiniz.

• Birbirinize güvendiğinizi gösterirseniz, çocuğunuza güveni öğretirsiniz.

• Birbirinizin farklı yönlerini kabul edip, değer verebilirseniz, çocuğunuza farklılıkların da hayata zenginlik kattığını öğretirsiniz.

• Çocuğunuza sevgiyi ancak birbirinizi severek ve sevgiyi göstererek öğretirsiniz.

• Çocuğunuza saygıyı ancak birbirinize saygı göstererek öğretirsiniz.

Çocuğunuz büyüyüp yetişkin olduğunda, kendi yaşamını kurduğunda

“Mutlu bir çocukluk geçirdim çünkü annemle babam beni sevdikleri kadar birbirlerini de sevdiler, bana sevgilerini her koşulda gösterirken birbirlerine de sevgilerini göstermekten hiç vazgeçmediler. Onlar birbirlerine olan sevgilerini beslediler, büyüttüler tıpkı beni büyüttükleri gibi” derse neler hissederiz?

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans