Anne-Babaya Karne Mesajı

Psk. Aysen ZORER

Karnelerinde akademik konularda güçlü yanları veya zorlandıkları alanlar var. Bu konuda bazı hatırlatmalar yapmak istedik; 

POTANSİYELİNİ HAYATA YANSITACAK ÇOCUK YETİŞTİRMEK İÇİN;

1. Çocuğumuzu tanımaya çalışalım, başarılı olduğu alanları keşfetmesine yardımcı olalım.

Başarı; sonuçlar değil, iyi niyetli çabalardır, yapıcılık ve yaratıcılıktır, önemlidir ama her şey demek değildir.

Başarı, mevcut potansiyelin ne kadar gerçeğe dönüştürüldüğüdür. Herkesin yeteneği, ilgisi ve değerleri birbirinden farklıdır, bu nedenle çocuğumuzun her alanda üstün olmasını bekleyemeyiz.

Çocuğumuzun iyi ya da kötü performans gösterdiği durum ya da olaylar, tümüyle başarısız biri olduğu ya da adam olamayacağı sonucunu vermez. Çocuğumuzun öncelikle başarılı olduğu durumları görelim ve bunları destekleyelim.

Çocuğumuzu tanımaya çalışalım, onu ilgi, yetenek ve değerleri dışındaki alanlara zorlamayalım.

2. Çocuğumuzu anlamaya çalışalım, başarısının değil, başardığında yaşayacağı sevincin bizim için önemli olduğunu hissettirelim.

Çocuğumuzdan mükemmel olmasını beklemeyelim.

Elde ettiği başarı ya da başarısızlıkları onun kişiliğine genellemeyelim. Eleştirilerimizi onun kişiliğine yönelik değil davranışlarına yönelik olarak yapalım.

Herhangi bir başarısızlığın ilişkimizi veya ona verdiğiniz değeri etkilemeyeceğini hissettirelim. Onu başarı da dâhil, hiçbir koşula bağlı olmadan sevdiğimizi gösterelim ve hiçbir zaman sevgisizlikle cezalandırmayalım.

3. Çocuğumuzla ilişkimizde ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimizin de önemli olduğunu unutmayalım.

Anne baba olarak istediğimiz davranışlar tekrarlandığındaki tepkilerimiz ile istemediğimiz davranışlar sergilendiğindeki tepkilerimiz farklı olabiliyor. Çocuğumuzu suçlamak yerine kabul etmek ve davranışın sorumluluğunu ona vermek, çocuğumuzun hatalarından ders almasına yardımcı olacaktır.

Suçlayıcı davranmak, çocuğumuzun özgüvenini düşürmekten ve onu kırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Çocuğumuza yaptığımız uyarılar; onun yüreğine korku salarak, kişiliğini ezerek ya da utanca boğarak değil, sevecen ve eğitici biçimde olmalıdır.

Çocuğumuzun yaşantısında çok önemli olan “çalış” uyarısını yaparken sürekli olmamasına ve onu bıktırmamasına dikkat edelim. Ondan çok çalışmasını değil, düzenli çalışmasını bekleyelim. Kendisini programlamasına ve zamanı yönetmesine yardımcı olalım.

4. Beklentilerimizi çocuğumuza yüklemeyelim.

Çocuğumuzun performansına uygun, gerçek hedefler oluşturmasına yardımcı olalım. Kendi yapmak istediğimiz ya da yapamadıklarımızı çocuğumuzdan istemeyelim. Kendi özlemlerimizle çocuğumuzun sınırları arasında gerçekçi bir denge kurup onun ilgi ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak uygun hedef ve davranışlar belirleyelim.

Beklediğimiz başarıyı gösteremediğinde onun azarlanmaya, küçük düşürülmeye değil, anlaşılmaya, hoşgörüye ve desteğe gereksinimi olduğunu unutmayalım.

Çocuğumuz hakkındaki bütün kararları “çocuğumu en iyi ben tanırım” anlayışıyla almak; ondan sadece bu kararlara uymasını beklemek; mutsuz ve kendisiyle barışık olmayan bir insan yaratır. Ona sürekli olarak kendi dünyamızı anlatmaktan vazgeçip onun dünyasını anlamaya çalışalım.

5. Çocuğumuzun hata yapmasından korkmayalım.

Başarısızlık çocuğun hayat aşamalarında karşılaşacağı en doğal süreçtir. Hata yapma hakkından onları mahrum bırakmayalım. Ona yaptığı hataları yasakmış gibi değil, yeni öğrenmeler için bir vesile olarak gösterelim.

Kendimizin de hata yapabileceğimizi bildiğimiz gibi çocuğumuzun da hata yapabileceğini kabul edelim. Onun hatalarını fark edip bundan ders çıkarmasına yardımcı olalım. Sorunlarla yüzleşmek, çözüm yollarını bulmak için atılan ilk adımdır. O hata yaptığında, buna üzüleceğimizi ama ne yaparsa yapsın hep onu seveceğimizi ve kabul göreceğini ona hissettirelim. 

6. Çocuğumuzu başkalarıyla kıyaslamayalım

Çocuğumuzu başkalarıyla kıyaslamadan kendi yaptıkları ya da yapamadıkları ile değerlendirelim, yapabilecekleri için onu cesaretlendirelim. En değerli başarının başkalarını geçmek değil, kendimizi aşmak olduğunu anlatalım.

7. Çocuğumuza zaman ayıralım.

Kötü ve uyumsuz çocuk yoktur, yaptığımız hatalar sebebiyle şekillendirdiğimiz, dilini anlamadığımız, iletişim kurmakta zorluk çektiğimiz çocuklarımız vardır… Çocuğumuza yetişkin insanlar gibi davranalım ama onlardan yetişkin insan davranışı beklemeyelim. Böylece onlara sorumluluğunu bilen, topluma kendini kabul ettirmede zorluk çekmeyen, sağlıklı bir kişilik yüklemiş oluruz. Ailesiyle yeterince bir arada olamayan çocukların zihinleri ve duyguları karışıktır.

Aile içerisinde iletişim kanallarımızı devamlı açık tutalım. Yaşadıkları duyguları yok saymayıp, kaygılarını paylaşalım, onları yargılamadan tarafsız olarak dinleyelim. Böylelikle gerçek duygularını ve sorunlarını öğrenme şansımız olur.

8. Çocuğumuzun ders çalışmanın yanı sıra sosyalleşmeye ihtiyacı olduğunu unutmayalım.

Çocuğunuzun ders çalışmanın yanında, arkadaşlarıyla beraber olmaya, sinemaya ve tiyatroya gitmeye de ihtiyacı olduğunu unutmayalım.

9. Kendi yaşadığımız kaygıyı çocuğumuza hissettirmeyelim.

Çocuğun kendine güvensizliği önemli ölçüde anne ve babasının bilerek ya da bilmeyerek yaptığı yaklaşımlar sonucu oluşur. Anne baba bazen çocuğun çalışma isteğini arttırmak ve onu çalışmaya teşvik etmek için kaygı yükseltici yaklaşımlar içine girer, kendi kaygısını çocuğuna yükleyebilir. Öncelikle kendi kaygımızla yüzleşip, gidermeye çalışalım.

Sadece okulda değil;

Her koşulda ve hayatın her alanında çocuklarımıza güvenerek yardımcı olalım. 

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans