Barbie Gribi İle İlgili


Dr. Psikolog Ayşegül Önk Eray

Çocukluk dönemi ve bu süreçteki gelişim dönemleri hepimizin hayatında son derece önemli etkilere sahip. Hayatı öğrenme ve gelişim sürecinde en etkili araçlardan bir tanesi de oyundur. Çocuklar oyun oynayarak dünyayı anlamaya ve tanımaya çalışırlar. İnsanoğlunun var oluşundan bu yana sürdürdüğü bir eylem olan oyun, yaşamla birlikte başlamakta, yaşamın her döneminde farklılaşarak ve gelişerek devam etmektedir. Bu süreçte aktif olan oyuncaklar ise, gelişim basamakları boyunca çocuğun zihinsel, bedensel ve psikososyal gelişimine yardımcı olan, hayal gücünü ve yaratıcı yeteneklerini geliştirerek onu hayata hazırlamada etkin bir rol oynarlar. Bundan dolayı oyuncak seçimleri de son derece önemlidir. Psikolojik ve sosyal araştırmalara göre kız çocuklarının bebekle oynaması insanlık tarihi kadar evrensel bir olgudur. Her kız çocuğu bebekle oynamayı sevmeyebilir ama bebekle oynamayı seven kız çocuklarının çoğu bir gün Barbie diye tutturmaya başlıyorlar. Son yıllarda özellikle kız çocukları arasındaki en popüler oyuncak olan Barbie bebeklerin aynı zamanda giyim ve yaşam stilleri de çocukları etkilemektedir. Barbie bebekler filmleri, çizgi filmleri, bilgisayar oyunları, dergileri, farklı oyuncak ve aksesuar gibi değişik uyaranlarla çocukların hayatında çok fazla yer almaktadır. Barbie’nin süslü yaşam tarzı böylece sürekli canlı tutuluyor. Artık kız çocukların ablalara, ağabeylere de ihtiyaçları kalmıyor. Barbie'leri sayesinde odalarında yarattıkları sanal ortamlarında bebekleriyle vakit geçiriyorlar. Barbie Bebekler 90–60–90 olan ideal vücut ölçülerine sahip, kocaman mavi gözlü, genelde sarı saçlı ve uzun bacaklılar. Her zaman çok güzel ve bakımlılar. Çocuklar onlara rengârenk elbiseler giydirmeyi, kirpiklerinden, saç rengine ve aksesuarlarına kadar “süslenmek ve güzelleşmek” konusunda sınır tanımayan hayal güçlerini kullanmayı tercih ediyorlar. Bunun dışında ise çocuğun düş gücünü hesaba katmayacak kadar tüm yaşam kurgusuyla birlikte detaylı olarak tasarlanmışlardır. Barbie bebekler kız çocukları arasında en popüler oyuncaklar olduklarından dolayı, çocuğun çevresindeki arkadaşlarında da aynı tip bebekler görmesi kaçınılmaz olmaktadır. Çocuğun çevresini saran bu tek-tip güzelliği yansıtan bebekler, çocuğun hayal dünyasında Barbie bebekle temsil edilen kadın tipini, ideal bir güzellik olarak algılamasında son derece etkili olmaktadır. Böylece gerçek dünyada diziler, filmler gibi yazılı ve sözlü medya aracılığı ile kadınlara dayatılan güzellik anlayışı, Barbi bebekler üzerinden doğrudan çocuğun oyun dünyasına girmekte ve onu etki altına alabilmektedir.

Yapılan bazı çalışmalarda Barbie’lerin aşırı zayıf vücutlarıyla kendini karşılaştıran çoğu kız çocuğunun kendi vücutlarından hoşnutsuzluk duymalarında etkili olduğu belirtiliyor. Bu hoşnutsuzluk, çocuğun çok erken bir yaşta kendi vücudundan memnun olmamasına ve bazı yeme bozukluklarına da neden olabiliyor. Ciddi ruhsal rahatsızlıkları olan ya da bu tür hastalıklara eğilimi olan çocuklarda model alma içselleştirmeye dönüşebiliyor. Böyle olunca çeşitli yaşlardaki kız çocukları “Barbie” gibi olmak için diyet yapabiliyorlar. Masum çocukluğun merakı ve özentisi sonuçta olgun bir kadının vücudunu ‘oyuncak’ haline getirmesiyle sonuçlanabiliyor. Bu etkilenme süreci farklı şekillerde ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde de devam etmektedir. Güzellik algısı sübjektif bir kavram olmasına rağmen fiziksel çekicilik ile kültüre özgü ortak nosyonlar bulunmaktadır. Küreselleşen dünyada artık daha evrensel bir kavram haline gelmiştir. Televizyon, gazete, magazin yoluyla sürekli mükemmel yüz ve vücutlar gündemi meşgul etmekte ve herkesi etkilemektedir. Bu çevre içinde yetişen ergenlerin kafalarında kusursuz kadın ve erkek imajları oluşmaktadır. Bu dönemde özellikle kendi bedenlerini kıyaslayarak beğenmemekte, kafalarında çarpık bir imaj oluşturmaktadırlar. Kendilerini çirkin ve yetersiz görme eğilimleri artmaktadır. Beden imgesinin ergenlik döneminde önemli bir yeri vardır. Beden algısı bu dönemde özgüven gelişiminin en önemli belirleyicilerinden biridir. Kız veya erkek ergenler bu dönemde kendi bedensel gelişimleriyle aşırı ilgilidirler. Bu dönemde ergenlerde bir güzellik tutkusu ve takıntısı başlar. Ergenlik döneminde olumsuz beden algısı; depresyon, kaygı ve olumsuz değerlendirilme korkuları ile ilişkili olabilmektedir. Kişinin aslında var olmayan ya da hafif bir düzeyde olan bedensel kusuruna ilişkin aşırı endişe yaşamasıdır. Bu rahatsızlık kişinin hayat kalitesini olumsuz yönde etkilerken, mesleki ve sosyal yaşamında kısıtlamalar yaratır. Bu rahatsızlık sıklıkla ergenlik döneminde başlasa da fark edilmesi ve teşhisi çok gecikebilir. Bedenindeki bir bölgeden rahatsız olan ve bu bölgeyi değiştirmek istemeyi düşünmeden edemeyen bu kişiler günlük yaşamlarına, işlerine, sosyal ortamlarına da takıntılarını yansıtırlar. Bu sebeple ciddi psikolojik sıkıntılar yaşarlar.

Büyük çoğunlukla, insanlar yaşadıkları kaygı, depresyon, takıntı, bunaltı gibi psikolojik sıkıntılardan dolayı bedenlerindeki bölgelerle ilgili aşırı hassasiyet geliştirebilirler. Bu yapıdaki kişiler, kendini kötü hissetme halinden kurtulmak için estetik değişime odaklanırlar. Genellikle bedensel değişimin gerçek bir ihtiyaç olduğuna inanır ve bu değişim olunca mutlu olacağını düşünürler. Estetik operasyon olduktan sonra ya derin bir hayal kırıklığı ve yeni görünüşüne alışamama hali ortaya çıkabilir ya da kısa bir dönem değişimden ötürü iyi hissetse bile kendini kötü hissetme durumuna geri dönerler. Bir süre sonra tekrar estetik operasyon yaptırmayı kafasına takabilirler. Ya da mutsuz hissedebilecekleri yeni sorunlar bulurlar.

Vücutlarına aşırı takıntılı olan kadınlar zayıflığı güzellik anlamında yorumlama eğilimindelerse yeme bozuklukları ile ilgili rahatsızlıklar da ortaya çıkabilir. Bu rahatsızlıkta, kişiler tıkınırcasına aşırı yemek yedikten sonra aldıkları fazla kaloriden kurtulmak için kusarak, bağırsak düzenleyici ilaçlar kullanarak, aşırı egzersiz yaparak veya sürekli oruç tutarak kurtulmaya çalışırlar. Bu davranışlar her yeme işleminden sonra tekrarlandığından bir süre sonra alışkanlık halini alır ve kişinin sağlığını ciddi boyutta etkileyecek bir hastalığa dönüşür. Kendine güvensizliğin yanı sıra Barbie şimdinin çocukları, yarının genç kız ve kadınlarında, lüks giyinme, her zaman moda ikonası olma, hep mükemmel görünme tutkusu oluşturuyor. Çünkü Barbie oldukça lüks giyinen, her zaman saçı kuaför elinden çıkmış, çantası kıyafeti ayakkabısı uyumlu, takılarıyla parlayan, bakımlı bir görüntüye sahip. Genç kız hem ailesine bu yönde maddi bir baskı yapabiliyor hem de evlendikten sonra eşine. Böylece takıntılı bir şekilde kendi görünüm ve gösterişe odaklanarak maddi alanlarda harcama ve borçlanmada artışa neden olacak tutumlar geliştirebiliyorlar. İnsan ilişkilerinde yüzeysel odaklanmaları ve kaygılarının yüksek olmaları da sağlıklı ve doyurucu ilişkiler geliştirebilme konusunda sıkıntılar yaşamalarına neden olabiliyor.

NOT: Kişinin kendi bedeni hakkındaki düşünceleri, duyguları ve algılarını ifade eden beden imgesi kavramı benlik saygısı kavramı ile yakından ilişkidir. Beden imgesi ile bedenin gerçek durumu arasında belli bir tutarlılık olması, kişinin kendi bedeni ile barışık ve memnun olmasıdır. Bu olumlu bir beden imgesine sahip olunduğu anlamına gelir. Benlik saygısı düşük olan kişiler daha olumsuz beden imgesine sahiptirler. Bu memnuniyetsizliklerinden kurtulmak için görünümleri ile ilgili çeşitli çabalara girerler. Ne yazık ki bu asıl sorunu çözmez. Asıl sorun ihtiyaç olan psikolojik veya psikiyatrik yardımı alma ile çözülebilir. Kadınlar güzellik ve çekicilik anlamında daha fazla beklentiye sahip oldukları için dış görünümlerine daha odaklı olma eğilimindedirler. Bu yüzden kendilerine örnek alabilecekleri çeşitli ünlü ve şöhretli kadınları izleme eğilimleri daha fazladır. Barbie bebeklerinin diğerlerinden en büyük farkı yarının yetişkinlerinin hayatına bir oyuncak olarak çocukluk döneminin çok küçük yaşlarında girebilme ve etkileyebilme becerisidir.

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans