Büyüklerimiz

Zamanın içinde ileri-geri danslarımızın öncüleri “BÜYÜKLERİMİZ”
Uzman Psikolog Yüksel Artar

Kuşaklar arası bir köprüdür ninelerimiz ve dedelerimiz. Geçmişle geleceği, uzakla yakını, dün ile bugünü birbirine bağlarlar. Bu birleştirici bağın sayesindedir ki köklerimizden beslenir, geleceğe umutla yöneliriz.
Anlatsalar da anlatmasalar da büyüklerimizin duruşunda, bakışında, yüzündeki her çizginin altında geçmişte kalan yaşanmışlığın izleri, geleceğin ise düşlemsel beklenti ve umutları gizlidir. Sadece kendi deneyimleri değil, kendi geçmiş kuşaklarının yaşadıklarının izdüşümleri de saklıdır onların her ifadesinde.
Bildiğimiz gibi beynimizdeki yalnız hafıza merkezi değildir hatıraları saklama rolünü üstlenen. Nesiller boyu yaşanan tüm deneyimlerimizin geçişlerinin taşınmasına bedenimizin tüm duyu organlarının her hücresi de eşlik eder. Mesela; derimizle dokunuşları, dilimizle aldığımız tadı, burnumuzla içimize çektiğimiz kokuyu alır depolarız. Tüm bunların birikimlerini ve yansımalarını bizler de yüklendiğimiz gibi bunun en geniş, en zengin örneğini buluruz büyüklerimizle gönülden gönüle, göz göze ve el ele buluşmalarımızda.
Yaşadığı ülkenin tarihsel değişimlerini, sosyal dönüşümlerini, varsa memleket göçlerini, yeniden yerleşim öykülerini büyüklerimizin söylemlerinden öğrenir, gelenekleri ve görenekleri özel günlerimizde yaşama katkılarında gözleriz. Bulunduğu coğrafyanın besinlerini hücrelerinde işleyerek bize bunları biyolojik olarak aktaran, dinlediği nağmeleri, ezgileri, masalları, deyişleri yüreğine ve hatıralarına nakşederek bizlere geçişini sağlayan da yine büyüklerimizdir. Böylece kültür yaşantımızın yarınlara taşınmasına katkıda bulunurlar.
Anne karnında yaşama başlayışımızdan ölene dek bedenimiz ve ruhumuzla acı- tatlı birçok izleri taşır, anılar biriktiririz. Bu anılar salt bir deneyim birikimi değil aynı zamanda haresinde yaşananlara ilişkin duygusal yükler de barındırırlar. İşte büyüklerimiz de bize hayat hikâyelerinden kesitler sunarken aktardıkları yalnızca olaylar zinciri değildir. Yaşadıklarıyla bağlantılı olarak hissettikleri acıları, üzüntüleri, hayal kırıklığı gibi duyguları bizlere aktardıkları gibi, bunlarla nasıl baş edebildikleriyle ilgili cesaretlendiren, yaşama sevincini arttıran, umut aşılayan sevgi ve neşe yaratan duyguları da bizim repertuarımıza katarlar.
Çocuklar anne babalarının çocukluk hikâyelerini; yaramazlıklarını, muzur davranışlarını en şirin hallerini de aile büyüklerinden dinlerler. Anne ve babasının kendisine benzer ve farklı yanlarını fark etmek kimlik oluşturma yolundaki çocuğa yardımcı olur. Yine büyükanne ve babasından soyağacı hakkında edindiği bilgilerle kendisini aile içinde konumlandırması kolaylaşır.
Zamanımızda her ne kadar kurumsal çocuk bakım ve eğitim merkezleri de olsa bazı aileler çeşitli nedenlerle (ekonomik, güven, lokasyon, yeteri kadar çocuk yuvalarının olmayışı gibi) halen büyükanne ve babalarına çocuklarını büyütme sorumluluğunu vermeyi sürdürmektedir. En azından yuvaya gitme yaşına gelene kadar torununa gönüllü olarak bakmak, aile büyüklerine kendilerini işe yarıyor olma duygusunu tattırır, meşguliyet kazandırır, aldığı sorumlulukla yaşamın içinde olma şansını da yakalamasına yardımcı olur.
Büyüklerle, çocuk ve gençlerin ilişkilerinde sadece büyükten küçüğe doğru tek yönlü bir akış yoktur. Aslında her iki taraf birbirlerine çift yönlü olarak katkı sağlarlar. Nasıl ki büyükler geçmiş birikimleriyle yeni neslin dünyasına bir alan açıyorsa çocuk ve gençler de büyüklerin yaşamına farklı açılardan yenilikler getirir ve onların hayata katılma arzusunu arttırır. Örneğin; torunundan bilgisayar kullanımını öğrenen birinin sosyal ağlara katılarak çevresiyle ilişkiler kurmasının yolunun açılması gibi.

Birçok araştırma var ki çocuk ve gençlerin yaşlılarla birlikte zaman geçirmelerinin yaşlıların bilişsel, zihinsel, sosyal gelişimlerine destek olduğunu göstermiştir. Yaşlanmayla beraber zayıfladığı düşünülen yetilerinin bir kısmının geri kazanıldığı görülmüştür.
Bu nedenle, büyüklerimizin yaşadıklarının birikimini yeni nesillere aktarılmasına fırsat verebilecek sosyal organizasyonların kurumsal olarak oluşturulması, onların, tecrübelerinin atıl olarak kalmasını engelleyecektir. Ayrıca, toplumla bütünleşmelerine ve yaşama bağlı kalmalarına katkı sağlayacaktır. O güne dek yaşadıklarının ve öğrendiklerinin işe yaradığını görmek, büyüklerimize yaşamının anlamlı geçtiğinin hissini ve doyumunu verecektir. Bu aktarılanlar ister basit bir ev işinin öğretilmesi, bir tohumun ekilmesi olsun, isterse çok zor bir matematik probleminin çözümü olsun. İster yazılı ister sözlü. İsterse bir hayatta kalma deneyimi olsun. Sanatın ise her türü. Yeter ki bir başkasının varlığında kendi kazanımlarının yaşama geçirilmesi sağlanmış olsun.

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans