“Çatışmanın İşlevsel Olması” Ne Yaman Bir Çelişkidir!

Klinik Psk. Funda Tekelioğlu

“Çatışma” deyince mutlaka birden fazla kişinin olması, aralarında anlaşmazlık olması bir de bu anlaşmazlığın şiddetli olması hatta çözülemez olması beklenir. TDK'deki anlamı bile “arbede, kavga”. Hal böyle olunca çatışmanın işlevsel olması tuhaf gelebilir kulağa. Bu durumda çatışmadan beklenen birinin kazanması diğerinin kaybetmesi ya da her iki tarafın da bazı tavizler vererek orta yolu bulmasıdır. Yani mutlaka tarafların olması gerekir. Ben bunların hiçbiri ile ilgilenmiyorum. Zira işlevsel çatışmada taraflar yok, kavga-gürültü yok, kaybeden yok, öyle çok kişiye gerek de yok.
Çatışmayı farklı duygular yaşamak, farklı düşüncelere sahip olmak, farklı değerler sistemine bağlı olmak, farklı inançlara sahip olmak olarak tanımlasak nasıl yaklaşırız acaba? Kimseyi incitmeden sonuç alabilir miyiz?
Cevabın “evet” olması için biraz düşünmek, biraz da uğraşmak gerek.
Önce çatışma halinin durumlarına bakalım. Öyle çok kişiye ihtiyaç yok. Tek kişi de yeter.
Hiç ikircikli duygular yaşadınız mı? Zihninizde aynı zaman diliminde farklı düşünceler gezindi mi, iyi de hangisi dediğiniz oldu mu? Hiç “kesin”, “tek doğru bu” dediğiniz durumlarda bile içinizin bir tarafı “acaba” dedi mi? İşte size tek kişilik çatışma. İçimizdeki birbirinden farklı duyguların ve bazen düşüncelerin var olmasından kaynaklanan sıkışma hali.
Şimdi bu hallerin iki ya da daha fazla kişi arasında yaşandığını düşünelim. Farklı duygular veya farklı düşüncelere sahip olanlar, farklı değerlerin içinde olanlar, sözcüklere farklı anlamlar yükleyenlerin kendini haklı görmesi, hatta sadece kendisinin doğru olduğunu düşünerek yaklaşmasının sonucu oluşan karmaşaya çatışma diyebiliriz. Burada bir konuya açıklık getirmek lâzım. “Hadi canım, çatışmada en azından herkes kızgın olabilir, aynı duygu işte.” diyebilirsiniz. Ben de size “Üzgünüm kızgınlık ikincil duygudur, bizi kızgınlığa götüren bambaşka duygular olabilir. Temel duygulardır bunlar, aslında ilk hissedilendir.” derim.
Eğer yaşanan bu sıkışıklık halinin, karmaşanın içinden sağlam ve keşiflerle (Çözümler yerine keşifler demeyi tercih ediyorum. “Çözüm” bana bazen fazla zihinsel geliyor, oysa keşfin içinde hem alternatifler var hem de duygular.) çıkmak istiyorsak önce kendimize ayna tutmak zorundayız. İçimizde yaşadığımız çatışmayı keşfedersek kişiler arası yaşadığımız çatışmalardan da keşiflerle çıkabiliriz. Birbirine zıt duygular içimizde gezinirken veya zıt düşünceler aklımızı karıştırırken merak etsek ve “Neler oluyor?” deyip araştırsak. Duygularımızın, düşüncelerimizin değişebileceğini, dönüşebileceğini kabul ettiğimizde, kendimize karşı hoşgörülü yaklaştığımızda bizden farklı düşünenleri de kabul etmemiz kolaylaşır. İşte o zaman içimizde, aklımızda olanı dayatmak yerine önce karşımızdakini anlamaya odaklanırız. Ardından birlikte yol alabiliriz kimse “kaybetmiş” hissetmeden, birlikte bambaşka keşifler yaparız.

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans