Çift İlişkileri


Dr. Psikolog Ayşegül Önk Eray

Çiftlerin İlişkisindeki Zehir ve Panzehirler

Tanışıp birbirlerine aşık olan ve evlenmeye karar veren çiftler “bir ömür boyu mutlu olmak” hayali ile o deftere imza atarlar. Her çiftin üç parçası vardır; “Sen”, “Ben” ve “Biz”. Her biri bir diğerini mümkün kılar. Sevginin sürmesi bu üç unsurun ne kadar iyi işlediğinin göstergesidir. Sevgi evliliği başlatan bir duygudur. Var olması için bir neden ve çaba gerekmez ama tıpkı saksıdaki nadir bir çiçek gibi gelişmesi için beslenmesi ve özenle bakılması gerekir.

Birçok çift, evlendikten sonra eşlerinin yaşamındaki ayrıntılara dikkat etmemeye başlarlar. Birbirlerinin nelerden keyif aldıkları, nelerden hoşlanıp hoşlanmadığı, korkuları, stresleri, hangi durumlarda kendilerini değersiz hissettikleri gibi konularda gittikçe yabancılaşarak birbirlerinden uzaklaşmaya başlarlar. Oysaki çiftler birbirlerinin günlük yaşantısı, umutları, korkuları ve hayalleriyle ilgili ayrıntılı bilgilere sahip olduklarında birbirlerine ne kadar bağlı olduklarını daha fazla hissedeceklerdir. Ancak eşler karşılıklı bağlanmalarını bu şekilde geliştirerek ilişkilerinde ortaya çıkan sorunlarla baş etme konusunda daha donanımlı ve birbirlerine karşı toleranslı olmayı başarabilirler.

Çiftler arasındaki ilişkiyi besleyen ya da zarar veren en önemli faktör iletişimdir. İletişim konusunda ilk öğrenme ve deneyimlerin kaynağı ailedir. İç dünyamızı başka biriyle paylaşmak, karşıdaki kişiyi gerçekten tanımayı ve böylece yabancı yönleri tanıdık hale dönüştürmeyi sağlar. İletişim becerilerini ilişkilerini geliştirebilmek için kullanabilmek her çiftin önemli bir ihtiyacıdır. Ancak çiftler arasındaki iletişimde yeni ve ilginç paylaşımlar ortaya konabildiği sürece ilişkide de canlılık ve heyecan sürecektir.

Çiftler arasındaki iletişim doğrudan ve net olmadıkça evlilikte gerekli olan güven ve sevginin gelişebilmesi de mümkün olamaz. Çiftler arasında tartışmalar kaçınılmazdır. Önemli olan tartışmaları yönetebilmektir. Bunu başarabilen çiftler evlilik ilişkilerini yönetmekte de daha başarılı olurlar.

Tartışmayı körükleyen bazı olumsuz tavır ve davranışlar tartışmaların şiddetinin hızla tırmanmasına, ilişkide ölümcül olabilecek duygusal ve fiziksel yaralanmaların ortaya çıkmasına da neden olurlar.

1.ELEŞTİRİ ve SUÇLAMA: Eleştiri, karşıdaki kişinin kişilik yapısına yönelik yaralayıcı ifadelerdir. Genellemeleri içerir. Her şeyi aynı sepete koymaktır. "Sen hep böyle geç kalırsın zaten, kendinden başka kimseyi umursamazsın".

2.KÜÇÜK GÖRME: Eşlerin birbirlerini iğnelemeleri, kuşku duymaları ile ilgili süreçte verdikleri tepkilerdir. Çeşitli indirgeyici sıfatlar yakıştırma, göz devirme, dalga geçme gibi tavırları içerir. Küçük görme; tiksinme ve aşağılama ima ettiği için ilişkiyi zehirler. Bu tavır, çiftleri uzlaşma yerine daha fazla çatışmaya doğru götürür.

3.SAVUNMAYA GEÇME: 'Suçlama' ve 'Küçük Görme' kişinin içindeki olumsuz düşünceleri harekete geçirir ve alevleri körükler. Karşı tarafı savunmaya sokar. Savunma davranışı çatışmayı tırmandırır. Eşler arasındaki savaşı kızıştırır. Eşler artık aynı tarafta değil birbirlerinin karşısında yer alırlar; birlik bozulur. Bu, işleri daha da çözümsüz hale getirir. Böyle durumlarda geçmişte yaşanan bütün olumsuz anıları birbirleri için cephane olarak kullanmaya başlarlar. İncinen duygularımızla birlikte beden gerilmeye başlar. Bir tartışmanın kavgaya dönüştüğü süreçte kontrolden çıkan bedenimiz ilkel bir alarm sistemini harekete geçirir. Kalbin hızlı atması, terleme ve gerginlik gibi sıkıntılı fizyolojik semptomların ortaya çıkması o anki durumun tehlikeli algılanmasındandır.

4.DUVAR ÇEKME/MESAFE KOYMA: Savaşta cepheler oluşur ve çiftler kendilerini yaralanmalardan korumak, zarar görmemek için aralarına duvar örerler: “İletişim kesilir”. Bunu bazen çiftlerden bir bazen her ikisi de yapabilir. Çiftler duvar örerek yani aralarındaki bağlantı kopararak yalnızca tartışmadan değil evliliklerinden de kaçarlar. Birbirleri ile göz teması kesilir başka yönlere bakmaya başlarlar! İç dünyalarını birbirlerine karşı kapatırlar. Bu tür süreçler yaşandığında, ilişkide sevgi ve güven duyguları tehlike sinyalleri vermeye başlar. Oysa bir ilişkinin gelişebilmesi için en önemli ihtiyaç “sevgi ve güven”dir. Birbirleri ile bu duygularını paylaşmadıklarının farkına bile varmadan birbirlerine yabancılaşmaya, dostluklarını kaybetmeye başlarlar. Dostluğu canlı tutmak tartışmaların kavgaya dönüşüp kontrolden çıkmasını engelleyen en önemli panzehirdir çiftler için.

PANZEHİRLER

1.KARŞINIZDAKİNİ SUÇLAMAMA: Suçlama hiçbir ilişkide kişiyi verimli bir sonuca götürmez. Birlikte ilişkimizi sürdürdüğümüz kişi ile ilgili zaman zaman yakınmalarımız olabilir oysaki eleştiri direkt olarak eşin kişiliğine yönelik bir saldırıyla her şeyi allak bullak eder. Sadece gerginliği, kızgınlığı, kırgınlığı ve savunmayı arttırır. Eleştiri yerine “Yakınma” iletişimde daha yapıcı bir kanal açar. Çünkü sadece karşıdaki kişinin başarısız olduğu belli bir davranış ile ilgili geribildirimi içerir. Böylece birbirlerine karşı iletişim kanallarını açık tutmalarını sağlar.

2.”SEN DİLİ” YERİNE “BEN DİLİ” KULLANMA: Kullanılan sözcükler karşıdakini suçlamak yerine kişinin kendi duygularına odaklanmasını sağlar. İletişimde önemli olan ne hissettiğimizi yargılamadan iletmektir. Sen dili; duygu ve düşüncelerimizin sorumluluğunu başkalarına yüklediğimizi ifade eden anlamı yaratır. İletişim kurarken “Ben dili”ni kullanmak; suçlamayan, yargılamayan ve davranış hakkında sadece kişinin duygularının ne olduğunu gösteren bir ifade biçimi olduğu için etkindir. “Beni mutlu etmedin” (Sen dili), “Mutlu değilim” (Ben dili).

3.AÇIK VE NET İFADELER KULLANMA: Eğer çiftler birbirlerine duygularını ve beklentilerini açıkça ifade etmek yerine karşıdakinin zihin okumalarını beklerlerse daha fazla hayal kırıklığı yaşarlar.Birbirlerinden zihin okumalarını beklemek, iletişimi kesmek, ilişkiyi çözümsüz hale getirebilir. Kişiler kendilerini anlaşılmamış ve değersiz hissederler. Bu yüzden birbirlerine isteklerini nazik bir dille ifade etmeleri daha huzurlu bir ortam yaratmalarına imkan sağlar.

4.TAKDİR VE ONAY GÖSTERME: İstek ve özlemlerimizi dile getirirken yıkıcı değil de yapıcı ifadeler kullanmak ilişkideki sevgi duygusunu tazeler. “Artık bana hiç zaman ayırmıyorsun” yerine “Birlikte ne güzel vakit geçirirdik, arada sırada yine dışarı çıksak” gibi ifadeler ilişkiyi daha sıcak ve yakın tutar.

5.ÇÖZÜLMEYİ BEKLEYEN SORUNLARI BİRİKTİRMEME: Sorunları çözmek yerine onları görmezden gelmeyi çözümmüş gibi algılarız bazen. Oysaki sorunları halının altına ittikçe bu bizi her an patlamaya hazır bir bomba haline getirir ve ufacık bir kıvılcım yıkıcı büyük bir infilak yaratabilir. Olaylar kontrolden çıkar. Zihnimizde büyüttüğümüz sorunlar zehirli sarmaşık gibi güzelim çiçeğimizi boğar.

6.ONARMA GİRİŞİMLERİNİ DESTEKLEME: Çiftlerin birbirlerinden gelen onarma girişimlerini kaçırmamaları ve birbirlerini duymaları önemlidir."Çok gerildim bir ara verebilir miyiz?" gibi bir ifade aynı zamanda bir onarma girişimidir.

7.KENDİNİZİ VE BİRBİRBİRİNİZİ YATIŞTIRMAYI ÖĞRENME: Tartışma tırmanmaya başlayıp kavgaya dönme eğilimi ortaya çıktığında yani kızgınlık, öfke gibi daha yıkıcı duygular alevlenmeye başladığında vücudumuzda ortaya çıkan fizyolojik tepkiler (tireme, kalp çarpması, solunum hızlanması, vb.) karşıdakinin onarma davranışlarının algılanmasını engeller. Atılacak ilk adım, tartışmayı durdurmaktır. Bu ara en az 20 dk olmalıdır, çünkü bedenimizin sakinleşebilmesi için gerekli olan en az süredir. Bu sürede tartışılan konu ile ilgili düşüncelerden uzaklaşmak, bedensel aktivite, müzik dinleme gibi alternatiflere odaklanarak kendimizi rahatlatmak amaçlanır.

İlişkide yakın ve sevgi dolu kalabilmenin yolu uzlaşma sayesinde olur. Yumuşak başlangıçlar yapabildiğimizde ve onarma, yatıştırma davranışlarını gösterebildiğimizde mümkün olabilir. Bu adımların her biri çiftler arasında olumlu bir atmosfer yaratarak uzlaşmaya uygun bir ortam hazırlar.Çiftler, birbirlerinin söylediği ya da inandığı her şeyi kabul etmek zorunda değillerdir. Açık ve dürüst bir etkileşim içinde karşısındakini anlamaya yönelik dinleyebilmek önemlidir. Eşinize empati gösterebilmek onu anlamayı sağlar. Bir ilişkide anlaşılmak en önemli ihtiyaçlardan biridir. Etkiyi kabullenmek sadece bundan ibarettir.

Güçlü evliliklerde eşler birbirlerine değer verirler ve saygı gösterirler. Sadece “iyi geçinmekle” kalmayıp birbirlerinin umut ve arzularını desteklerler. Ortak hayaller yaratabilirler. Sevgi ve şefkat duygularını birbirlerine gösterebilirler. Bunu sürdürebildiklerinde her türlü “zehir”e karşı daha fazla bağışıklık kazanarak ilişkilerini sağlıkla sürdürebilirler.

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans