Doğum Sonrası İlişkiler



Dr. Psikolog Ayşegül Önk Eray

Doğum Sonrası Eşler Arasındaki İlişkide Yaşananlara Dair

Tıpkı insanın gelişim dönemleri gibi aile yaşamının da farklı dönemleri vardır. Çocuk sahibi olmaya karar veren çiftleri, bu dönemde yeni ve farklı bir yaşam parkuru beklemektedir.

Öncelikle çiftlerin anne-baba olmaya kendilerini ve ilişkilerini ne kadar hazır hissettikleri başlangıç için en önemli şartı oluşturur. Eşlerin evliliğe ve birbirlerine uyum sağlamış olmaları bebeğe hazır olup olmadıklarını daha iyi anlamalarına katkıda bulunur. Aileye katılacak yeni bir üyeye (bir bebeğe) sahip olmaya karar vermek, değişecek yaşam şartlarına hazırlıklı olmalarına ve bu süreci daha iyi tolere edebilmelerine yardımcı olur. Çünkü çoğu çift için bebeğin doğumundan sonraki dönemde artan sorumlulukları beklediklerinden çok daha fazla olabiliyor. Ne yapacakları konusunda ortaya çıkan belirsizlikler ortamda huzursuzluğu arttırabiliyor. Buna doğum sonrası süreçte eşlerin, kadın ve erkek rollerine, anne-baba rollerinin yarattığı karmaşa da ekleniyor. Böyle bakıldığında bu sürecin ne kadar büyük bir değişim dönemi olduğu daha iyi anlaşılır. Ebeveynliğe geçişle başa çıkabilen çiftler ilişkide ortaya çıkan değişimlere daha kolay uyum sağlayabiliyor ve bu süreci olumluya çevirebiliyorlar.

Bu dönemde anne bebeğin bakımı ile ilgilenirken, baba da dışarıda işi ile ilgili yaşama devam ediyor. Bu dönemde babalar sürecin dışında unutulabiliyor veya farkında olmadan dışarıya itelenebiliyor. Anne bebekle ilgili kuralları koyan, koruyan rolde çok fazla kalabiliyor. Anneye destek için anneanne ve babaanneler de sürece katıldıklarında evdeki durum tam bir karnavala dönüşebiliyor. Eşler bu yoğun destek trafiğinde birbirlerine ulaşamayabiliyorlar. Eğer ailelerle sağlıklı ilişki ve iletişim içindeyseler o zaman bu durum ilişkileri için avantaja dönüşebiliyor.

Doğum sonrası eşlerin birbirlerinden beklentileri ve bunları nasıl paylaştıkları bu süreci nasıl geçireceklerini de belirliyor.

Özetle bu dönemde bazı sorunların yaşanmaması için;

1.Her iki eşin de bir bebeğe ne kadar hazır hissettiklerine,

2.İlişkilerinin, birbirlerinden beklentilerinin ne kadar aileye yeni bir üyenin katılımına uygun olup olmadığına,

3.Daha önceki aileleri ile eşleri arasında sağlıklı ve dengeli ilişkiler kurup kuramadıklarına bakmaları ve eğer sorunlar varsa bebekten önce çözümlemek için adımlar atmaları son derece önemlidir.

Zira çiftler arasındaki çözülmemiş sorunlar bebeğin gelişi ile ortadan kalkmıyor tam tersine daha da büyüyerek tekrar ortaya geliyor. Bebeğin aileye katılımı son derece mutlu bir olay olması kadar aşılması gereken bir kriz süreci olduğu da unutulmamalıdır. Ancak çiftler arasında güçlü ve sağlam bağlar varsa bu krizin sağlıklı atlatılması söz konusu olur.

Anne evin içinde bebeğin bakımı ile uğraşıp, uykusuz kalmaya ve çeşitli endişeler geliştirmeye uygun bir ortamda kalırken, kadınlık rolü arka planda kalabilir. Baba da eskisi kadar ilgi görmediğini düşünebilir. Bu döneme uyum sağlamaya çalışırken baş başa kalıp birlikte vakit geçirebilme ihtiyaçlarını göz ardı edebilirler. Bu durum her iki eşte de öfke ve mutsuzluğa yol açabilir. Anne-baba olmak hem çok keyifli hem de birçok zorlukları olan yeni bir yolun başlangıcıdır çiftler için. Eğer çiftler hızlıca bu sürece adapte olup kendilerine yeni bir düzen kurabilirlerse o zaman ortaya çıkan sorunlarla kolaylıkla baş edebilirler ve yeni sürecin keyfini çıkarabilirler. Böyle çiftlerin yaşam yolculukları onları bebekleri ile birlikte yeni birçok keşfe götüren, keyifli bir yaşama doğru devam eder.

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans