EĞİTİMLERDE “OYUN”UN GÜCÜ 1. Bölüm

Klinik Psikolog Funda Tekelioğlu

Verdiğim eğitimlerde sadece “anlatıcı” olmayı hiç sevemedim. Eğer bir konferansta veya kongrede değilsem, çalışmanın adında “eğitim” ibaresi varsa “anlatıcının” sahneye (kürsüye) çıkıp sadece anlatarak öğretebileceğine de inanamadım (varsa önlerinde saygıyla eğiliyorum ve sorunun bende olduğunu kabul ediyorum). Bu nedenle aşağıda yazdıklarım benim inandıklarım ve yaptıklarım.
Kurumsal eğitimlerin amacı; kurum kimliğini besleyecek, ekip olmanın gücünü ortaya çıkaracak, verimli, motivasyonlu, keyifli çalışma ortamı anlayışını kazandıracak, işbirliğini arttıracak bilgi ve becerilerin öğretilmesi esasına dayanır. Yani eğitime katılan (burada konumu hiç önemli değil) yeni veya farklı bilgiler edinmeli ya da bilgilerini tazeleyebilmelidir. Aynı zamanda bu eğitimi alan kişiden beklenti; kendisine aktarılan bilgiyi dağarcığına alması, belki de eskimiş olan bilgilerini, deneyimlerini bir kenara bırakması, yeniyi kabullenmesi ve aktif olarak kullanabilmesidir. Bazen eski ile yeniyi harmanlaması da beklenir. Kulağa her ne kadar makul gelse de aktarılan bilginin uzun süreli hafızaya yerleşivermesi, içselleşmesi bir de beceriye dönüşerek kullanılması o kadar kolay değil (keşke olsa)
Eğitimi sacayağına benzetiyorum, 3 ayağı var. Belki de bu yüzden Türkmenistan Türklerinin atasözünü çok seviyorum. “Sacayağın ayağı üç olur. Birbirine güç olur. Biri kırılırsa hiç olur”
Eğitimin her ayağı birbirinden önemli, her birinin işlevi ayrı ve birbirini tamamlayıcı
1. Ayak OYUN
2. Ayak BİLGİ
3. Ayak UYGULAMA
Bilginin aktarılması ve uygulama yapılmasına daha aşinayız eğitimlerde ( bu arada oyun ve uygulama birbirine karıştırılıyor, aynı şey değil). Bilgiler harika tekniklerle anlatılır, içine biraz da mizah katıldı mı etkileyiciliği artar. Ardından o bilginin yerleşmesi için yine nefis uygulamalar yapılır. Bu uygulamalar bazen küçük gruplarla bazen büyük gruplarla olur. Hareket olur, canlanır grup. Eğitimin sonunda hem “anlatan” hem “dinleyen” memnun kalır ve eğitim biter, tadı damağınızda bile kalabilir. Bilgiler zihinsel dünyanızda tazeliğini korusa da zorlu veya can sıkıcı bir durumda eski bilgileriniz, deneyimleriniz belki de ön yargılarınız yönetimi tekrar ele alır, yeniler uçup gider.
Tıpkı iyi bir restoranda yediğiniz harika yemeğin lezzetini hatırlamanız gibi “çok güzeldi” dersiniz. O kadar.
Bu noktada oyunun eğitimdeki işlevine kısa bir giriş yapmalıyım. Yemek yapmayı öğrendiğinizi varsayalım. Bilgi Aktarımı yemeğin nasıl yapılacağını söyler size, Uygulama nasıl sunulacağını öğretir. Oyun yemekteki malzemelerdir ve o malzemeleri herkes kendi bildiği yerden edinir, hikâyesinden.
Oyunun ayrıntıları sonraki yazıda. O zamana kadar biraz düşünün derim. En son ne zaman oyun oynamıştınız? (Sokakta, bahçede olandan)

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans