EĞİTİMLERDE “OYUN”UN GÜCÜ 2. Bölüm

Klinik Psikolog Funda Tekelioğlu

En son ne zaman oyun oynamıştınız, kaç yaşındaydınız hatırlıyor musunuz? Bilgisayar oyunlarından bahsetmiyorum. Canlı canlı arkadaşların bir arada olduğu hareketli, heyecanlı, eğlenceli (hatta sokakta veya bahçede) olandan bahsediyorum. Yoksa hiç oyun oynamadınız mı? Cevabın “Evet, tabiî ki oynadım” olmasını umuyorum ya da en azından “çocukluğumda” denmesini.
Hangi oyunlardı onlar, oyunun içindeki rolünüz neydi, oyunu kuran mıydınız, yoksa sadece kurallara göre oynayan mı? Bu sorular bitmez. O zaman ki duygularınızı, öğrendiklerinizi, taktiklerinizi hatırlıyor musunuz? İşte onların hepsi sizin malzemeleriniz. Oyun sizdeki malzemeleri yeniden keşfetmenizi, öğrenirken onları da kullanmanızı sağlar, sacayağını tamamlar (bir önceki yazıda bahsetmiştim ya).
Eğitimlerimde “şimdi bir oyun oynayacağız” dediğimde yüzler önce buruşur, özellikle yöneticilerle çalışıyorsam. Hem de yetişkin halimizle hem de iş yerinde hem de birlikte çalıştığımız kişilerle (delirdim herhalde). Hafif küçümseyici bakışlar atılır bazen, bıyık altından gülümsemeler. Bazen belli belirsiz bir telaş alır “eyvah rezil olursam” diye. Bu arada açıkça bunu saçma bulduğunu söyleyen de olur. Daha ilk cümlede olanlara bakın. “Eğitimde miyiz, oyun parkında mı belli değil? Çocuk muyuz biz?”
“Sadece çocuklar oyun oynar” inancı Antik Yunan kültürüne kadar dayanıyor. Oyun, çocuk kelimesinden türemiş mesela, olimpiyat oyunları için yani yetişkinler dünyasındaki rekabet durumları için ise rekabet anlamına gelen “agon” u kulanmışlar. Yani çocukken oyun oynarız, büyüyünce rekabet ederiz. Ne dersiniz, günümüzde değişen bir şey var mı?
Eğitim ve oyunu birleştirirsek; oyunda eğlence vardır, eğlenirsek rekabet etmeyi bırakabiliriz, niye mi? Rekabet etmezsek (hiç şimdi “ben kimseyle rekabet etmem” filan demeyin, farkına bile varmıyoruz bazen) zihnimiz kısa süreliğine devre dışı kalır, o zaman içimizdeki malzemelere kolayca ulaşma şansımız olur. Oynarken bütün sınırlamalardan kurtuluruz, hem kendimizinkinden hem de toplumsal kurallardan. Kayboluruz bir süre sonra oyunun içinde, özgürleşiriz. Oyun süresince hem eğleniriz hem de keşfederiz (bu keşfin farkındalığına da oyun sonrasına varıyoruz).
Sacayağının işlevine gelince;
OYUN kendini keşiftir ki bu öğrenmeyi kolaylaştırır.
BİLGİ AKTARIMI yeniyi keşiftir.
UYGULAMA tüm keşifleri birleştirir, yerleştirir.
Oyuna kendinizi bırakabilirseniz, bilgiyi almaya da açık hale gelirsiniz, böylece uygulamaları işinize yarayacak şekilde kullanabilirsiniz. Eğitimin her aşamasında kendinize katacak şeyler mutlaka bulursunuz.

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans