“EL ÂLEM NE DER” TUZAĞININ FARKINDA MISINIZ?

Klinik Psikolog Funda Tekelioğlu

“Biz eğitimli, güçlü kadınlarız. Ayaklarımızın üstünde dururuz. Toplumsal baskıları dışarıda bıraktık. Özgürüz” diyorsanız, bir de inanıyorsanız söylediklerinize…
Hadi biraz derinlemesine bakalım gerçekten size dayatılan toplumsal normlara sırtınızı dönebiliyor musunuz?

Mesela:
“Şu yaşa geldim hala çocuğum yok. Çocuk yapma yaşım geçiyor.”
“Hala evlenmedim, bu saatten sonra da?”
“Evlendim, boşandım. Ben kendime öyle demesem de resmen dulum artık.”
“Bu saatte olmaz ki.”
“Bu yaştan sonra…”
“Ya o kıyafet pek de uygun değil.”
“Saçımı o renk boyatmak mı? Bilmem ki.” Ve daha birçoklarından sadece birini hiç söylemedin mi kendine? Aklından geçti mi? İçinde bir yerlerde küçük de olsa yer almıyor mu? Cevap “evet” ise; bağıra bağıra “El âlem ne der ki?” tuzağının göbeğindesin. Cevap “hayır” ise; sanma ki kurtuldun. O zaman şöyle bakalım iç dünyamıza:

“Ben zaten sevmem ki.”
“Denemeyi düşünmedim bile.”
“Hiç istemedim zaten.” gibi sözlerle cümleye başladığın oldu mu? Cevap “evet” ise hiç boşuna kandırma kendini, “Aslında istemiyorum ki.” diyerek. Hani düşer de çocuk, pek incinir gururu “Acımadı ki.” der ya, sanki onunkine benziyor durum. Sadece farkında değilsin ama tuzağın içindesin.

“El âlem ne der?” kuşatmasının içinde alırsın kararlarını, özgürce aldığını zannedersin. Sadece mantık çerçevesinde değerlendirmiş olabilirsin. O mantık çerçevesinin içinde; ailenin beklentileri, o zamana kadar edindiğin statün, oluşturduğun imaj, akrabalarının hatta arkadaşlarının sana biçtiği rollerin fotoğrafları yok mu? Bu fotoğraflar aslında “El âlem ne der?” inanışının modern versiyonu değil mi?

Biraz daha ileriye gideceğim şimdi. Bak bakalım aklında kendine dair hangi kalıplar var. Mesela sen nasıl biri olmalısın, neleri yapmamalısın? Böyle şablonların var mı? “meli, malı” kalıpların var mı, diye sormuyorum bile. İşte tüm bunlar “El âlem ne der şimdi?” tuzağı.
Ne yani “Saldım çayıra Mevla’m kayıra mı diyelim?”
HAYIR!
Salma, sahip çık hatta kendine. İçine kulak ver sadece.
Aslında ne istiyorum?
Şimdi ne hissediyorum?
Aslında şimdi tam da şu anda ne yapmak istiyorum?
Tam şu anda aklımdan neler geçiyor?

Sadece seni ilgilendiren sorular sor bakalım. Gelen cevapların içinde gereklilikler varsa hala aynı tuzağın içindesin, yavaşça çık oradan. Tekrar sor aynı soruları. İçinden, içinin derinlerinden hemen cevap gelmeyebilir. Ee kolay değil o kadar zaman sesi kısılmış, bastırılmış yerden sesin çıkması. Biraz sabır gerek. Sormaya devam etmek gerek. En önemlisi güvenmek gerek. İç dünyanın aradığın cevapları vereceğine, bu cevapların da sadece sana ait olduğuna.
İçinden cevaplar gelmeye başladığında, biraz ürkütücü bir hal alır durum. Zira yapamayacağını düşündüğün şeyler isteyebilir iç dünyan senden. O tanıdık tuzaktan felaket senaryoları akar zihnine. Aman dikkat bir şey yapmak zorunda değilsin, sadece dinle, farkına var.

Biliyor musun? Aslında içine kulak verdiğin zaman, iç dünyanın zenginliğini görürsün ve seçme şansı verirsin kendine (artık daha fazla seçeneğin var çünkü ya eskisi ya da yenisi). Seçimlerinin farkında olarak yaşarsın, seçimlerinin sorumluluğunu alırsın. Kendine dürüst olursun, seversin kendini. Kim bilir, belki bir gün yeteri kadar sevdiğinde kendini, içinin en derinlerinden gelen sesi duyarsın ve gülümsersin hınzırca.

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans