Evleniyoruz, Mutluyuz

Uzman Psk. Danışman Funda Tekelioğlu

Kadın ve erkek evlenerek bir aile kurmaya karar verdiklerinde, kendi hikâyelerini de yazmaya başlarlar. Birlikte yazdıkları evlilik hikâyesinin ana kahramanları kendileridir. Hikâyenin içine herkes, ilk ailesinden getirdiğini koyar.

Doğduğumuz, büyüdüğümüz, annemiz babamız, varsa kardeşlerimizle birlikte yaşadığımız ortam bizim ilk ailemizdir. Biz en temel şeyleri burada öğreniriz aslında. Yeni ailemize götüreceğimiz çantamıza tüm öğrendiklerimizi yerleştiririz.

İlk ailemizde öğrendiklerimizin bir kısmının farkında oluruz, çünkü bunlar bize söylenmiştir, üstünde konuşulmuştur ve yaptırılmıştır. Büyüyüp yetişkin olduğumuzda bize bilinçli olarak öğretilenleri kolaylıkla dile getirebiliriz. Bu öğrendiklerimizi yetişkin hayatımıza taşıyıp taşımamakla ilgili karar verebiliriz. Her zaman bu kararlarımızı uygulamaya geçemeyebiliriz ama en azından ne olup bittiğinin de farkındayızdır. Yani bilinçli öğrendiklerimizin ne kadarını yeni hikâyemize taşımak istediğimiz ive bu kararımızın ne kadarını uyguladığımızı biliyoruz. Bunlara ilk aile içinde dile getirilenler, üstünde konuşulanlar, açık uygulamalar diyelim.

İlk ailemizde farkında olmadan öğrendiklerimiz de vardır. Ailedeki hiç kimse bilincinde değildir, dile gelmez, ama bilinir. Bilindiği de bilinmez aslında kurcalamadıkça. Bunlara da aile içinde dile getirilmeyenler, üstünde konuşulmayanlar, kapalı uygulamalar diyelim. Bu uygulamalar ailenin rutinidir, zaten öyledir, aile üyeleri tarafından üstünde konuşulmamıştır, ama yapılır. Ailemizdeki yemek yeme alışkanlıklarımız, eve giriş ve çıkış düzenimiz, akrabalarla ilişki biçimimiz, komşuluk ilişkilerimiz gibi birçok alan kapalı uygulamalar kapsamına girebilir. Çoğu zaman bunların farkında değilizdir, bu nedenle yeni ailemize götüreceğimiz çantanın içine koyduğumuzun da farkına varmayız.

İlk ailemizde ebeveynlerimizin ilişki biçimi, birbirleri ile iletişimleri, aralarında çıkan çatışmaların nedenleri, o çatışmaları çözme biçimleri, birbirlerine yakınlıkları, uzaklıkları yani nasıl bir karı-koca modeli oluşturdukları da hikâyenin önemli bir parçasıdır. Biz burada biraz daha bilinçliyizdir. Çantaya koyacaklarımızı seçeriz, ancak almak istemediklerimizin de araya karıştığını fark etmeyiz.

İlk ailemizde ebeveynlerimizin bizimle olan ilişkisi de oldukça önemlidir. Bizi büyütürken yaptıkları ve yapmadıkları her şey. Bizim iyiliğimiz için verdikleri kararların bizim üzerimizdeki etkileri, bizim gözümüzdeki anlamı içimizde bir yerlerde durur. Hastalandığımızda, düştüğümüzde, yaralandığımızda, kavga ettiğimizde, sevindiğimizde, üzüldüğümüzde, korktuğumuzda, hayal kurduğumuz zamanlardaki  yaklaşımları. Ebeveynlerimiz tarafından takdir edilme, dikkate alınma, şefkat görme, olduğumuz gibi kabul görme ihtiyaçlarımızın karşılanma biçimi. Bunların hepsini çantamıza özenle yerleştiririz.

Yeni kuracağımız ailede hikâyemizi oluşturacağımız malzemelerle dolu çantamız. Artık evliliğimizin, yani hikâyemizin tüm kurgusu hazır bize göre.  Hayallerimiz var, çantamızdaki malzemeler bize yol gösterecek ve biz bir peri masalı yazacağız ve gerçek olacak.

Hikâyemizin 2 kahramanı olduğunu ve diğer kahramanın da elinde dopdolu bir çantayla geldiğini çoğu zaman atlarız. Bazen de diğer kahramanın çantasının bizimkiyle aynı malzemelerle dolu olduğu yanılgısına düşeriz. Her hikâyenin bir sürü benzer tarafı olsa da birbirinden çok farklı olduğunu fark etmeyiz.

Ne zaman fark ederiz?

Artık aynı evde evli bir çift olarak yaşam başlamıştır ve getirdiğimiz çantadaki malzemeler ortaya çıkmaya başlamıştır. Benzerlikler bize keyif verir, farklılıklar hayal kırıklığı yaratır.

Yemek ritüelleri, yani yemekle ilgili tüm alışkanlıklar, kurallar; yeme zamanları, sofra düzeni, hatta yemek yeme hızı.

Uyku alışkanlıkları, akşam yatma, sabah kalkma saatleri, hazırlanma hızı ve hatta hazırlanma şekli.

Arkadaşlıklar, sosyal yaşantı, aile ile ilişkiler, aile ile görüşme sıklığı, aile üyeleri ile paylaşılanlar,

Kazancın, gelirin aile içindeki kullanım şekli, birikim yapma şekli,

Bazen küçük ayrıntılar takılır gözümüze, çoğu zaman önemsemeyiz ya da öyle zannederiz. Bazen de “bizim evde” ile başlayan cümle kurarız. Çantamızdan konuyla ilgili anımızı çıkartırız.

“Bizim evde böyle değildi”, “ Benim ailemde bunlar önemliydi”, “Benim ailem bunu yapmazdı”  diye düşünürüz veya eşimize söyleriz. Bazen de “ bence böyle olmalı” derken buluruz kendimizi. Çantamızdaki malzemeler fark ettirmeden, teker teker çıkmaya başlar ortaya.

Ne yapacağız, nasıl başa çıkacağız?

Öncelikle eşimizin davranış ve tutumlarında art niyet aramayacağız.

Birbirimizle açık iletişim kuracağız.

Yaşadıklarımızı, şaşırdıklarımızı içimizde biriktirmeden konuşacağız.

Birbirimize aile hikâyemizle ilgili sorular soracağız ve dinlerken yargılamayacağız.

Beklentilerimizi fark edip, biriktirmeden ve suçlamadan konuşacağız.

Benzerliklerimizi görüp, tadını çıkaracağız.

Ve her şeyden önemlisi farklılıklarımızın bizim yazacağımız hikâyeyi zenginleştirdiğinin bilincinde olacağız, farklılıklarımızdan öğrenmeyi ilke edineceğiz.

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans