Kardeşlik

“BÜYÜK ÇOCUK/ ABLA”
Sana bir kardeş geliyor dediklerinde 5 yaşındaydım, kim demişti hatırlamıyorum. Oyun arkadaşı gelecekti bana. Artık evcilik oynarken masanın bacaklarını arkadaş diye kullanmama gerek kalmayacaktı, bahçeye çıkamadığımda konuşacağım biri olacaktı. Hatta umurumda bile olmayacaktı dışarı çıkamamak, pencerenin pervazında oynayan çocukları seyretmezdim kesin kardeşim yanımda olursa. Yalnız uyumak zorunda kalmayacaktım, hayal arkadaşlarımla konuşmama da gerek yoktu, onlara veda etmenin zamanı gelmişti, kardeşim gelecekti ve ben artık onunla beraber olacaktım.
Sonra “kardeşin geldi sana hediye getirdi” dediler. Küçücük, pembe suratlı bir bebek, ‘’oyun arkadaşı olamaz ki, oyuncak bebek bu’’…
Meğer kardeş demek oyun arkadaşı demek değilmiş. Kardeş demek “sen artık ablasın” demekmiş. Kardeş demek “sen artık yolu açansın” demekmiş, sorumluluk demekmiş. “Önce sen yaşarsın, önce sen uğraşırsın, önce sen çarparsın anne-babanın kurallarına, engeline” demekmiş. Çünkü sen ilklerin yaşandığı, anne babanın acemiliğini seninle tamamladığı büyük çocuksun. Çocuk mu dedim ben, yanlış oldu sadece büyüksün, yaşın kaç olursa olsun…

***

Ailenin Büyük Çocuğu (Abla)
AİLENİN İLK ÇOCUĞU OLMA DENEYİMİ
Ailenin ilk çocuğu olmak, öncelikle büyük bir şans olmalı. Çifte piyango… Hem hayata gelmeyi hem de ilk çocuk olmayı başarabilmek kolay değil. Ama her avantajın bir de dezavantajı olduğunu da unutmamak gerek.
İlk başta her şey süper; herkesin beklediği ve sevmeye doyamadığı, yegâne tek tercih olmak, “Biricik” olduğunu yaşayabilmek…
El bebek, gül bebek yaşam, ta ki bir rakip ortaya çıkıncaya kadar. Onun adına “kardeş” dediler. Hediyeler getirdi gelirken; renkli balonlar ve güzel oyuncak bir bebek! Önce şaşkınlık ve ne olduğunu anlamaya çalışmak ve değişen şartları da hazmetmeye başlamak gerekti (travma). Doğal şansının, “senin olanın” elinden gitmesinin şaşkınlığı ve üzüntüsü (yas) “daha ben anneme doyamamışken!”. Oysa her şey bu kadar da iyi giderken, şimdi bunun altından nasıl kalkılacağını keşfetmek lazım!
Bir yol bulmalısın bununla baş edebilecek. Yoksa bu kadar risk çok yüksek bir çocuk için “Ya bu aşkı (anneyi) tamamen kaybedersem” (kaygı)
Kardeşi reddetmek de tehlikeli (anne onu da istiyor). O zaman nasıl bir çözüm bulmalı? Hem aşkı kaybetmeden hem de bu tehditle baş ederek uzlaşmayı öğrenmek. “Elindekini paylaşmak istiyor muyum ki?” deme şansın bile olmadan (Rekabet). “Anneyi paylaşmak lazım, ne kadar zor olsa da!”(uyum sağlama).
Erken başladı hayatın öğretileri. “İlk çocuk olmak” demek; hem hayata dair birçok şeyle birden baş edebilmek ve sağlam kalmayı da öğrenebilmek demek. (Öğrenemezsen zaten vay haline)
Hayata gelmeyi, annemizi-babamızı (ailemizi), genetik haritamızı, kaçıncı çocuk olacağımızı seçemiyor olabiliriz ama bize verilenlerle sonunda ne yapacağımızın seçimi bize ait. Orada tüm donanımımızı geliştirmeye devam ederek kendi “Ben”imizi inşa etmeye başlıyoruz” ve bu ölünceye kadar da devam ediyor. İyi ki! Her deneyimi kendimizi güçlendirmek için kullanıp kullanmamanın seçimi bize ait!

***

Ailenin Ortanca Çocuğu (Abla/Kız Kardeş)
BÜYÜK KARDEŞ OLMA
Ailenin ortanca çocuğu olarak yaşamda konumlanmak, yani hem kardeş hem abla olmak, oldukça geniş bir deneyim repertuarı kazandırıyor insana. Kardeş olmak pozisyonu, senden önce aileye katılan ablanın sorumluluklarından kaçınma şansını verirken, ablanın da anne babanın ilk göz ağrısı olma özelliğini kaybettiriyor ne yazık ki. Büyük ablam annemin ilk başvurduğu kişiydi çoğu zaman. Ama bazen üstlendiği sorumlulukları görünce de “İyi ki en büyük çocuk değilmişim” tesellisini de yaşatırdı bana. Ama benden küçük kardeşlerimin varlığı benim de çoğu zaman ablamla birlikte büyük kardeş olma rolünü paylaşmama neden oluyordu. Küçük yaşlarda bazen keyifle, bazen üfleyip püfleyerek kardeşlerimle ilgilenirken şimdi “İyi ki hayatımdalar” diyorum.

***

Ailenin Küçük Çocuğu (Küçük Kız Kardeş)
Büyük çocuk olmak, anne babanın ilk göz ağrısı, tek ilgi odağı olmaktır. Kardeş doğumuyla yaşadığı taht kaybının acısını yatıştırmak için hep iyi çocuk olmak ve çok çalışmaktır.

Büyük çocuklar ailenin geleneklerinin önemli bir temsilcisidir. Onlara ailenin değerlerinin son bayrak taşıyıcısı da denebilir. Ne kadar iyi eğitim alırlarsa alsınlar, içlerinden bir anda anneleri, babaları ya da büyük ebeveynleri çıkabilir.

Büyük çocuklar, kardeşlerine birçok izin yolu açarlar. Lisede arkadaşlarının evine misafirliğe bile bin bir izin ve tembihle giden büyük çocuğun en küçük kardeşi, ilkokuldayken arkadaşlarıyla kolaylıkla sinemaya, yemeğe gidebilir.

Büyük çocuklar birçok konuda kardeşlerine ebeveynlik ve öğretmenlik yaparlar. Yeri geldiğinde kardeşinin bezini değiştirir, yeri geldiğinde onu elinden tutar bakkala götürür, yeri geldiğinde aşk acısıyla ağlarken omuz olur kardeşine. Küçük çocuk derslerinde zorlandığında adres bellidir: ağabeyi veya ablası 🙂 Ağabeyi/ablası onu çalıştırır ve 60 olan not bir anda 100’e yükselir.

Büyük çocuklar kardeşlerine idol olur. İyi eğitimiyle, insanlarla iletişim kurma biçimiyle ailesinden devraldığı kuralları kardeşlerine aktarır durur. Eğitimi, dinlediği müzik, okuduğu kitap, davranışları kardeşlerine ilham olur.

Büyük çocuk kardeşlerini tehlikelerden korur. Bu koruyuculuğun ardında öfke de vardır elbet. Çünkü büyük çocuk olmak, anne baba için tekken, bir anda anne babayı sonsuza dek başka kardeşlerle paylaşmak demektir. Bu da doğal olarak kardeşlere kızgınlığı getirebilir.

Büyük çocuk olmak, bazen yan gelip yatmak, el ayak işlerini kardeşlerine yaptırmaktır. Bir şey kaybolsa kardeşinden sormaktır. Ee büyük olmanın, yaşanmış fazladan yılların bu kadarcık ayrıcalığı da olsun 😉

***

Ailenin Küçük Çocuğu (Küçük Kız Kardeş)
“KÜÇÜK KIZ KARDEŞ”
İki ağabeyin kıymetlisi bir kız çocuk. Onun gözünde büyük ağabey, evin ikinci babası gibi. Başın sıkıştığında sığınabilirsin. O çok güçlü. Üzülmez, üzülse de belli etmez. Her şeye göğüs gerebilir. İdare eder, anlar, gözetir. Öfkesi nadir ama sert… Sanki hep anlamak zorunda ama bu nasıl doğal, nasıl normal…
Bir de küçük ağabey var. O arkadaş gibi. O da büyük ama daha çok hakkı var. Şımarabilir, kapris yapabilir, mızıklanabilir, kıskanabilir. Ama zor sanki işi. Çünkü aynı zamanda büyük.
Büyük olmak çok konforlu. Hakların daha çok ama bir o kadar zor, yüklü. Onlar her şeyi bilebilir, sanki sorumlulukları çok. Ama ne güzel belki büyük, belki erkek oldukları için onlara güven daha çok. Onlar hem büyük, hem ağabey. İstediklerini yapabilirler ama istemeseler de, sırf büyükler istiyor diye kardeşle ilgilenmek zorundalar. Bu hiç güzel değil.

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans