BOŞANMAYI SAVAŞA DÖNDÜREN ANNELERE

BOŞANMAYI SAVAŞA DÖNDÜREN ANNELERE

Boşanma sonucunda çocuk annede kaldı, babaya da mahkeme sınırlı görüş zamanları belirledi diyelim. Bazen dava biter, hesaplaşma bitmez. Çocuk üzerinden ebeveynlerden biri savaşa devam eder. Bu yazı savaşa devam eden, belki de bunu fark etmeden yapan anneler için yazıldı. 

Eğer “Çocuğum babasını saatlere bağlı kalmadan görüyor, babasıyla ben boşandım, çocuğum değil. Bizim anne baba olarak da iletişimiz güçlü. Çocuğumuzun ruh sağlığı her şeyden önemli.” diyorsanız; sadece alkışlarım sizleri, çok sevinirim çocuğunuzun ruh sağlığı ile oynamadığınıza.

“Ben çocuğumun babasıyla görüşmesini, onunla büyümesini çok istiyorum. Ama babası mahkemenin belirlediği zamanlarda bile düzenli gelmiyor ki. Çocuğuma ne diyeceğimi, nasıl davranacağımı şaşırıyorum.” diyorsanız; “En azından çocuğunun yanında sağlam durabilen bir yetişkin var” derim. 

Bu yazı, resmi boşanma gerçekleştiği halde, duygusal olarak boşanamayan anneler için. İçindeki kızgınlığı bitiremeyen, kendine yeni bir hayat kurmak yerine giden erkeğe takılıp kalan kadın için. Kendini mağdur edilmiş olarak gören ve çocuğu ile bedel ödeten anne için. Bazen hayal kırıklığımız, kırgınlığımız, endişelerimiz bizi öyle yoğun bir öfkeye götürür ki öç almak isteriz, yakıp yıkmak isteriz. Bize bunları yaşattığını düşündüğümüz kişi bedel ödesin isteriz. Öyle kaplar ki etrafımızı bu duygular, en sakındığımız kişiye zarar veririz, Ne acıdır, bunu farkında bile olmadan yaparız. 

Hadi biraz bakalım hikâyenin mağduru kim?

Annenin boşanma sonrasında çocuğuna verdiği mesajlar oldukça kritiktir. Anne kendisinin nasıl da zor durumda olduğunu, babanın kendi keyfine baktığını, onları önemsemediğini söylediğinde ya da ima ettiğinde çocuk babaya her gidişinde anneyi terk etiğini zanneder, suçlu hisseder. 

Anne, bütün sorumluluğu kendisi üzerine yıkarak babanın sorumluluktan nasıl kaçtığını anlattığında çocuk babasıyla geçirdiği keyifli zamanlarda bile kendini kötü hisseder. Annesini üzmemek için duygularını söyleyemez, içinde patlar.

Babasıyla telefonda bile konuşmasına izin verilmezse, iletişim kuracağı tüm araçlar elinden alınırsa çocuk korkar, çok korkar. Babasıyla konuşmak istediği küçük zamanda bile annesine ihanet ediyor zanneder, suçluluk yaşar.

Babasıyla görüşeceği zamanlarda programlar yapılırsa, çocuk babasından mahrum kalırsa çocuğun elinden güven duygusunu almış olursunuz. Kendini güvende hissedemez.

Çocuğunun ihtiyaçlarını babasıyla konuşmak gerektiğinde “Söyle babana…” diyerek ebeveyn olma sorumluluğunu sırtına verirseniz, değersizlik duygusunu da beraberinde yüklersiniz.  

Böylece çocuğun sadece annesini memnun etmek için yaşar. Hikâyenin sonunda; elimizde hayata kızgın, kendine küskün bir yetişkin ortaya çıkıverir.

Gerçekte kim mağdur?

UZAKTAN EĞİTİMDE ÖĞRETMEN OLMAK

Uzman Psikolojik Danışman Şule Acar

Hepimiz haşa yeni bir eğitim sistemine alışmaya çalışıyoruz. Sınıflarımızı bir ekrana sığdırmak yeni bir pratik hepimiz için. Her şeyden önce uzaktan eğitimin şu süreçte en iyi seçenek olduğunu kabullenmek gerekiyor. Daha az risk taşıyan bir alternatifimiz şimdilik yok maalesef. Bu yüzden bunun yeterliliğini tartışmak yerine bunu nasıl daha verimli hale getiririz diye düşünmekte fayda var.

İnternet ve ‘online’ dünya ile barışmaya çalışmak önemli. Öğrencilerin teknoloji ve internet ile araları çok daha iyi. Bu yüzden farklı uygulamalarla ders içeriklerini zenginleştirmek mümkün. Bunun için kullanılabilecek birçok çevrimiçi araç var, bu araçları öğrenmek için YouTube’dan destek alınabilir.Öğrencilerden yüz yüze eğitimde olduğu gibi bir performans beklemek gerçekçilikten biraz uzak olabilir. Ekrandan ders takibi herkes için yorucu. Çocukların dikkatleri çok daha çabuk dağılabilir. Bu yüzden anlatımların daha kısa, daha basit ve daha somut şekilde olması çocukların anlamasını kolaylaştırabilir.

Pandemi sürecinde hepimiz evlere kapandık. Hepimiz korku, kaygı ve panik yaşadık. Bu durum hepimiz için zor olsa da oyun ve sosyalleşme ihtiyacı duyan çocuk ve gençleri daha da çok etkiledi. Öğrencilerde yaşından daha küçük duygusal ve davranışsal tepkiler söz konusu olabilir. Bunları fark edebilmek ve bu noktada çocukları destek alabilecekleri bir uzmana (okul psikolojik danışmanı, psikolog, vb.) yönlendirmek son derece önemli. Öğretmenlerin de kaygı düzeylerinin yükselmesi, duygusal açıdan zorlanmalar ve bedensel şikâyetlerin varlığı gibi durumlarda destek almak gerekebilir.

1280 720 Ayna Psikolojik Danışma Merkezi

Funda Tekelioğlu

Emel Yazıcıoğlu

Zehra Birbiri

Gökçe Nil Ekşi

Yaprak Salman

Zeynep Sezgin

Nurşah Memiş Akdoğan

Ceren Yüksel Dışpınar

Şule Acar

Murat Kaytancı

Ceyda Yanar

Zeynep Yetkin

Ayşegül Önk Eray

AYNA’DA Bireysel / Çift Randevuları

AYNA’DA Çocuk / Ergen Randevuları

BEBEKLİK DÖNEMİ

ÇOCUKLUK DÖNEMİ

ERGENLİK DÖNEMİ

GENÇ YETİŞKİNLİK

YAŞLILIK DÖNEMİ

PERGEL-PERFORMANS GELİŞTİRME PROGRAMI

ÖĞRENCİ KARİYER DANIŞMANLIĞI ALANLARI

YETİŞKİN KARİYER DANIŞMANLIĞI

GELECEĞİNİ PLANLA GRUP ÇALIŞMASI

Krizleri Yönetin, Güçlenin

Çalışanlarınızı daha iyi tanıyın

Çalışanlarınızı daha iyi tanıyın

Krizleri Yönetin, Güçlenin

Çatışma ve Problemleri Çözme performansınızı arttırın

Doğru Dinleme, doğru anlama, doğru ifade etme

IQ mu EQ mu?

Yönetici Adayları Daha Başarılı

Mutlu Çalışanlar

Zorbalar, kurbanlar.. Peki ya şahit olanlar?

Çocuklara dair her şey

Başa çıkma kaynakları içimizde

EMDR TERAPİSİ

Eğitim ve Çalışma Grubu

BİREYSEL GÖRÜŞME TEKNİKLERİ

KRİZE MÜDAHALE EĞİTİMİ

GRUP YÖNETİMİ EĞİTİMİ

DİKKAT VE ÖĞRENME “UZMAN EĞİTİMİ”

SİSTEMİK MÜDAHALELER EĞİTİMİ

Kurumlarda Zorbalık

Sanem Demirbaş

Gökçe Nil Ekşi

Zeynep Yetkin

Zeynep Yetkin

MESLEĞE ADIM ADIM

WhatsApp