Ayna PD

merhabaayna

Ayna'nın Hikayesi

İki arkadaş hayal kurdular önce; dokunmak istediler insanlara, ayna olmak istediler. Yaşanmış, hikâyeleri olan eşyalarla dolu küçücük bir “Ayna” kurdular. Eski de kalmış eşyaları satan arkadaşları aradı bir gün onları. ‘Adınız AYNA size sizi simgeleyen bir ayna buldum, gelin’ dedi. Heyecanla gitti iki arkadaş ve görür görmez hayran kaldı ikisi de, kollarını açmış sanki kucaklamak için bekler gibi duran oyma ağacın içine yerleştirilmiş küçük aynalardan oluşan bu aynaya ‘Ben sizin için buraya geldim.’ diyordu. Logosu oldu kucak açan ayna; insanlara dokunmak isteyen “Ayna’ya”. Yıllar geçti küçücük “Ayna” büyüdü, eşyalar yenilendi ayak uydurdu yeni dünyaya. İki arkadaştan biri dinlenmeye çekildi, diğeri yola yalnız devam etti. Yalnız dediysek de tek değildi, başlangıçtan bu yana yanında olmaya devam eden ekip arkadaşları ile yeni katılanlara kucak açtı, kocaman bir “Ayna” ailesi oldu.

Bugün kapıdan girdiğinizde kucağını açmış sizi karşılar o ayna. Sağa doğru kıvrılıp da odalara açılan koridorda ilerlerken “Ayna’nın” ilk eşyası olan camları işlemeli kumaşla kaplı dosya dolabı göz kırpar size…

Hoş geldiniz!

Çalışma Alanlarımız

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

BLOG

Son Yazılar

“BEN ONUN İYİLİĞİ İÇİN DİYORUM”

Klinik Psikolog Zeynep YETKİN

Yetişkinler olarak çocuklara kıyasla daha uzun süredir bu dünyadayız. Hayat tecrübemizin yıl bazında da deneyim bazında da onlarınkinden çok daha fazla olduğu su götürmez bir gerçek. Bu sayede onlardan daha çok fazla bilgi sahibiyiz. Bu nedenle de bizim zorlanarak hatta belki acı çekerek öğrendiğimiz “hayat derslerini” bizden dinleyerek edinsinler istiyoruz. Sonuçta onların iyiliği için bu! Çocukları için işleri kolaylaştırmaya çalışan ebeveynler, onlardan önce işe davranmaya başlayabiliyor. Çocukları bir karar verdiğinde “Aslında şöyle yapsan daha kolay. Bak göstereyim.” diye “küçük” müdahalelerde bulunuyorlar. Peki, günün sonunda nasıl bir tablo ortaya çıkıyor? Sözü dinlenmediği için üzgün ve kızgın bir ebeveyn ve fikirlerinin önemsenmediğini hisseden bir çocuk…

Sorun! Bakalım yardım istiyor mu?
Günün sonunun böyle olmaması için; ilk adım çocuklara sormak. “Yardım ister misin?”, “Yardımıma ihtiyacın var mı?”, “Bu konuda benim bir fikrim var, konuşmak istersen misin?” Yetişkinler olarak aklımızda tutmakta fayda var: bizden istemedikçe onlara yardım etmeye çalıştığımızda davranışımızın karşımızdakindeki etkisi “müdahale etmek” şeklinde oluyor. Son derece iyi niyetle harekete geçtiğimiz, gerçekten işlevsel olabilecek çözüm önerimiz böylece bir duvara çarpıyor. Belki de kavga çıkıyor. Fikrimizi duysun istiyorsak, onu bizim yolumuza sürüklemeye değil sıkıntısını çözmesi için ona eşlik etmeye çalıştığımızı çocuğun hissetmesini sağlamak bizlere düşüyor. Bunun bir yolu yardım etmek için fikrini sormak, diğer yolu ise onu anladığımızı ona göstermek. Yaşadığı zorluğu doğru şekilde ona tarif ederseniz, çözüm önerinizi duyma hevesinizi de arttırabilirsiniz.

ÇOCUKLAR ANLAMAZ (MI?)

Klinik Psikolog Zeynep YETKİN

Çocuklar dünyaya geldikleri andan itibaren, ebeveynlerinin en büyük çabası onları korumak olur. Çocukları üzülmesin, incinmesin, korkmasın, kızmasın, ağlamasın ve daha bir sürü olumsuz duyguyu yaşamasın. Çocuğunu korumak, kollamak istemek kadar anlaşılabilir başka bir niyet olamaz elbette.

Bazı durumlarla iyi niyetle yapılan davranışlar hiç beklenmedik sonuçları da doğurabilir. En sık gerçekleşen durum; çocuklar üzülmesin ya da olumsuz etkilenmesin diye evde var olan sıkıntılardan çocuklara bahsetmemek oluyor. Özellikle boşanma ya da aile için kötü bir gelişme yaşandığında çocuklarını korkutmamak için sessiz kalmayı, saklamayı seçen ebeveyn sayısı hiç de az değil. Çünkü “Çocuklar anlamaz”.

Çocuklar belirsizlikte sakin kalamazlar!
Huzursuz hissettikleri anlarda çocuklar ve yetişkinler farklı tepkiler verirler. Yetişkinler fark ettikleri olağanüstü durumu anlamaya çalışır, o konuyla ilgili sorular sorar, durumu çözmeye çalışır ya da yardım isterler. Başka bir deyişle onlar harekete geçerler. Çocuklar ise günlük akışlarına devam etmeye meyilli olurlar. Onlara bahsedilmeyen o konuyu yok sayarlar, doğrudan o konuyu açacak sorular sormazlar hatta konuyu hiç fark etmemiş gibi davranabilirler. Onların bu davranışları ebeveynleri tarafından şöyle yorumlanır: “Neyse ki çocuğumuz bu yaşanan olumsuzluğu fark etmedi.” Hâlbuki çocuklar mutlaka o fark edişle ilgili küçük de olsa sinyaller verirler ve ebeveynlerinin gelip onlar için durumu aydınlatmasını isterler. Bilmedikleri o gerçekten korkarlar, korktukça yok saymaya çalışırlar. Çoğunlukla da sakinleşmekte zorlanırlar.

Çocuğunuzun sinyallerine karşı hassas olun!
Çocukların ebeveynlerindeki duygu değişimini fark etmemesi mümkün değildir. Bu fark edişin etkisi bazen çok küçük bazen ise oldukça büyük olabilir. Uykuya dalmakta zorluk, tırnak yeme, irkilme, ağlama gibi davranışlar gösterebilirler. Bilmemek belirsizliği doğurur. Çocuklar için belirsizlikten daha zor baş edilen çok az gündem vardır.

Sizi etkiliyorsa onu da etkiliyor demektir!
Bu nedenle evde yaşanan farklılık her ne ise, eğer ebeveynlerin duygularında bir etkisi varsa mutlaka çocukla da paylaşılmalıdır. Tüm ayrıntıları vermek gibi düşünülen bilgi paylaşımı ebeveynleri hep korkutur. Gerçekleşen durumla ilgili çocuğunuzun yaşına uygun kısa, net ve açıklayıcı bilgiler vermeniz yeterli olacaktır. Çocuğunuzun hayatında değişecek durumları ona kısaca açıklayarak onun daha az etkilenmesini sağlayabilirsiniz. Yoksa siz de mi “O anlamaz zaten” diyeceksiniz? Anlamaz olur mu hiç?

KARDEŞ KISKANÇLIĞI YOKTUR! KAYNAK KULLANIM PROBLEMİ VARDIR…

Uzman Psikolog Ceyda Yanar

Aileye yeni katılan bir bebeğin eve getirdiği mutluluğu tarif etmeye çoğu zaman kelimeler yetmez. Bir kişi için bu durum söz konusu değildir: büyük çocuk.

Bazı çocuklar bebek dünyaya gelmeden önce kardeş sahibi olmayı çok ister. Bekler, talep eder, hayaller kurar, başka çocukların kardeşleri üzerinden kıyas yapar… Ta ki bebek evin kapısından içeriye girene kadar.

Özellikle kardeşini heyecanla bekleyen bir çocuk davranışlarını tam tersi yönde değiştirdiğinde aile üyeleri şaşırır. Büyük çocuklarının neden farklı davrandığını anlayamaz. Bu işe gönül veren, bebek gelmeden önce cıvıldayan çocuğun yeni hali pek de beklendiği gibi görünmüyordur.

Hayal edilen ve aslında olan birbirinden farklıdır.
Özellikle 0-6 yaş aralığını içine alan okul öncesi dönemdeki çocukların beyin gelişimi bütünüyle tamamlanmamıştır. Bu yüzden soyut düşünemezler ve gerçekliği olduğu gibi algılarlar. Bu duruma yaşamda geçirdikleri kısa birkaç yıl da eklenenince ortaya hayat tecrübesi olmayan insan yavruları çıkar. Dolayısıyla onun dışarda gördüğü kardeş konseptiyle eve gelen ve anneye tam bağımlı olan “şey” arasında kocaman bir uçurum vardır. Evet, doğru gördü gözleriniz. Ağlayan, bağıran, yutkunan ve daha önce hayatında buna benzer bir örnek görmediği için evin büyük çocuğu için kardeşi, yeni ve değişik bir “şeydir”. Henüz kardeş olamamıştır. Bütün bunları bir satırda topladığımızda karşımızda duran duygunun adı hayal kırıklığı olur.

Annem artık sadece benimle oynamıyor.
Doğum, bir kadın için hem duygusal hem de fiziksel birçok değişimi barındırır. Anne olan kadın hem bu değişimleri yönetmeye çalışır hem de yeni doğan bebeğine bakım verip ona alışmaya çalışırken, büyük çocuk oyun arkadaşını kaybeder. İşte kıskançlık denilen duyguya doğru yürüyüş de böyle başlar. Büyük çocuğun evdeki yetişkinlerden talep etmeyi en çok sevdiği şey ilgidir. Ancak hayatlarına katılan “küçük şey” o ilginin ve enerjinin neredeyse tamamını almaya başlar, hem de tek bir kelime bile etmeden.

Ama o ağlayınca oluyor.
Bu yüzden eve bir kardeş geldiğinde büyük çocuğun talep etme biçimleri değişiklik gösterebilir. Bağırarak ve ağlayarak taleplerini yerine getirmeye çalışabilir. Bu durum etrafındaki yetişkinleri şaşırtmamalıdır. Bir çocuğun davranışlarını anlamak istediğimizde onun dünyada ne gördüğüne bakmak işimizi kolaylaştırır. Eve gelen yeni bebeğin hayattaki bütün ihtiyaçları bağırdığı ve ağladığı zaman karşılanıyorsa, evin büyük çocuğu da pekâlâ bu deneyimi yaşamak isteyecektir. “Ama o daha bebek, sen abi/abla oldun.” açıklaması böyle zamanlarda sorunu çözmek yerine işleri daha da kaotik hale getirebilir.

Ne yaşadığını anladığınızı gösterin.
Eve gelen bebeğe alışmaya çalışan çocuğa en büyük destek yine evdeki aile bireyleri tarafından sağlanmalıdır. Davranışlarını kontrol etmeye çalışırken ve küçük kardeşinin yaşam fonksiyonlarına bir anlam ararken başta baba olmak üzere herkesin büyük çocukla empatik bir ilişki içinde olması önerilmektedir. “Sanırım onun yaptığı şeyleri anlamak zor, hiç senin yaptıklarına benzemiyor.” demek kardeşini tanımaya çalışan büyük çocuğunuza verebileceğiniz en değerli hediyelerden biri olacak. Böylece anlaşıldığını hissedecek ve rahatlamaya doğru bir adım daha yaklaşacak.

AYNA YAYINLARI

Ayna

Bülten

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans