Ayna PD

merhabaayna

Ayna'nın Hikayesi

İki arkadaş hayal kurdular önce; dokunmak istediler insanlara, ayna olmak istediler. Yaşanmış, hikâyeleri olan eşyalarla dolu küçücük bir “Ayna” kurdular. Eski de kalmış eşyaları satan arkadaşları aradı bir gün onları. ‘Adınız AYNA size sizi simgeleyen bir ayna buldum, gelin’ dedi. Heyecanla gitti iki arkadaş ve görür görmez hayran kaldı ikisi de, kollarını açmış sanki kucaklamak için bekler gibi duran oyma ağacın içine yerleştirilmiş küçük aynalardan oluşan bu aynaya ‘Ben sizin için buraya geldim.’ diyordu. Logosu oldu kucak açan ayna; insanlara dokunmak isteyen “Ayna’ya”. Yıllar geçti küçücük “Ayna” büyüdü, eşyalar yenilendi ayak uydurdu yeni dünyaya. İki arkadaştan biri dinlenmeye çekildi, diğeri yola yalnız devam etti. Yalnız dediysek de tek değildi, başlangıçtan bu yana yanında olmaya devam eden ekip arkadaşları ile yeni katılanlara kucak açtı, kocaman bir “Ayna” ailesi oldu.

Bugün kapıdan girdiğinizde kucağını açmış sizi karşılar o ayna. Sağa doğru kıvrılıp da odalara açılan koridorda ilerlerken “Ayna’nın” ilk eşyası olan camları işlemeli kumaşla kaplı dosya dolabı göz kırpar size…

Hoş geldiniz!

Çalışma Alanlarımız

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

BLOG

Son Yazılar

Uzaktan Eğitimde Öğretmen Olmak

Uzman Psikolojik Danışman Şule Acar

Hepimiz yeni bir eğitim sistemine alışmaya çalışıyoruz. Sınıflarımızı bir ekrana sığdırmak yeni, bir pratik hepimiz için. Her şeyden önce uzaktan eğitimin şu süreçte en iyi seçenek olduğunu kabullenmek gerekiyor. Daha az risk taşıyan bir alternatifimiz şimdilik yok maalesef. Bu yüzden bunun yeterliliğini tartışmak yerine bunu nasıl daha verimli hale getiririz diye düşünmekte fayda var.
İnternet ve online dünya ile barışmaya çalışmak önemli. Öğrencilerin teknoloji ve internet ile araları çok daha iyi. Bu yüzden farklı uygulamalarla ders içeriklerini zenginleştirmek mümkün. Bunun için kullanılabilecek birçok çevrimiçi araç var, bu araçları öğrenmek için YouTube’den destek alınabilir.
Öğrencilerden yüz yüze eğitimde olduğu gibi bir performans beklemek gerçekçilikten biraz uzak olabilir. Ekrandan ders takibi herkes için yorucu. Çocukların dikkatleri çok daha çabuk dağılabilir. Bu yüzden anlatımların daha kısa, daha basit ve daha somut şekilde olması çocukların anlamasını kolaylaştırabilir.
Pandemi sürecinde hepimiz evlere kapandık. Hepimiz korku, kaygı ve panik yaşadık. Bu durum hepimiz için zor olsa da oyun ve sosyalleşme ihtiyacı bulunan çocuk ve gençleri daha da çok etkiledi. Öğrencilerde yaşından daha küçük duygusal ve davranışsal tepkiler söz konusu olabilir. Bunları fark edebilmek ve bu noktada çocukları destek alabilecekleri bir uzmana (okul psikolojik danışmanı, psikolog, vb.) yönlendirmek son derece önemli. Öğretmenler için de kaygı düzeylerinin yükselmesi, duygusal açıdan zorlanmalar ve bedensel şikâyetlerin varlığı gibi durumlarda destek almak gerekebilir.

İÇİNE HASET KARIŞMIŞ REKABET

Klinik Psikolog Funda Tekelioğlu

“İş yerinde kıskançlık olmasın, haset hiç olmasın, rekabette lütfen tatlı tatlı olsun biz de son derece uyumlu bir şekilde çalışalım” desek de günümüzde daha fazla çatışma, daha fazla kızgınlık var. Kıskançlık ve haset de var, rekabetin hasetle karışmış hali de. Çocukluktan itibaren bu tohumların nasıl ekildiğine bakalım: Akademik başarınızın evde nasıl yaşandığı en önemli örneklerden biridir. Bir sınavdan alınan not karşısında (burada sınavı yapılan dersin adı önemlidir çünkü çoğu ebeveyn için dersler önem derecelerine göre muamele görür):
• “Peki diğerleri kaç aldı?”
• “Niye daha yüksek değil, neyi eksik yaptın?”
• “Bak demek ki olabiliyormuş, daha önce de alabilirdin bu notu”
• “Bilmem kim …… okulu kazanmış, sorumluluk sahibi çocuk”
• “Biz senin için ……..” gibi söylemlerle büyümüş olabilir misiniz?
Ya da tam tersi, o örnek gösterilen çocuk SİZ olabilir misiniz? “Başarılısın, hep başarılı olmalısın” çoğunlukla gizli verilen mesajdır, hata yapma şansı tanımaz ve oldukça tehlikelidir.
Çoğaltabiliriz sarf edilen bu cümleleri değil mi? Bir şekilde kıyaslandıysanız (örnek gösterilen kişi de olabilirsiniz fark etmez) içine haset katılmış rekabetin içine girmişsinizdir bilmeden. Bugüne geldiğimizde ise ya YAPAN ya da MARUZ KALAN olursunuz.
• Kendini, durumunu, sahip olduklarını başkalarıyla kıyaslamak
• Kendinden bir türlü memnun olamamak
• Hata yaparım kaygısı ile risk alamamak
• Sürekli onaylanma ihtiyacında olmak
• Başına gelenlerden başkalarını sorumlu tutmak
• Seçimlerinin sorumluluğunu bir türlü alamamak
• Kendi etrafında dönüp durmak, özde kendine zarar vermek
Rekabeti hasetten arındırarak işbirliği içinde çalışabilmek için aynayı önce ve sadece kendinize çevirin:
• Kısaca göz gezdirin çocukluğunuza, nelerle ilgili kıyaslandığınıza neleri modellediğinize bakın.
• Orada bulduklarınızı bugüne nasıl taşıdığınızı düşünün.
• Tüm bunların size nelere mal olduğuna, aslında nasıl bedeller ödediğinize bakın (bedel sürekli yaşanan huzursuzluk, sonrası için kaygı duyma, hayatı erteleme v.b. olabilir).
• Ödediğiniz bedeller size uygun geliyorsa (yani “değer” diyorsanız) yapacak bir şey yok. Ama “ben işimi keyifle yapmak, hayatımdan doyum almak istiyorum artık” diyorsanız, o zaman öğrendiklerinizi bırakma zamanı, hangisinden başlayacaksanız başlayın ve tek tek vedalaşın çocukluğunuzun kalıntılarıyla.
• Sonrası attığınız her adımın sorumluluğunu alma zamanı.
• Kimseyle işiniz yok artık.
• En fazla kendiniz için öğrenmek isteyebilirsiniz, adı rekabetse merakınız sizinle rekabet edebilir.

Kemikleşmeye Başlayan Gerçek: ZORBALIK

Uzman Psikolog Ceyda Yanar

“Zorbalık” sinema filmlerine ve televizyon dizilerine konu olmaya başladığından beri adını güncel yaşantımızda daha sık duymaya başladık.
Zorbalık;
Bilinçli ve kasıtlı olarak yapılır.
Tekrarlanır ve sürekliliği vardır.
Farklılığa tepki ve farklılığı dışlamaktır.
Fiziksel, sözel, duygusal, cinsel ve sanal zorbalık olarak gruplanabilir.
Zorbalık; bir çocuğun sistemli olarak kronik strese maruz kalmasıdır. Çocuklar kısa süreli stres durumları olduğunda bununla baş edebilirler ve hayatlarına devam edecek enerjiyi yeniden oluştururlar. Fakat kronik stres; çocuğun bağışıklık sistemini, hormonlarını ve metabolik faaliyetlerini negatif yönde etkiler. Bu süreçte çocuk;
Okuldaki etkinliklere motive olamaz.
Derse katılım konusunda güçlük yaşar.
Akademik başarısı olumsuz etkilenir.
Sınıfta olup bitenlerle ilgilenmez görünür.
Okul ve sınıf ortamında kendini güvende hissetmez.
Okula gitmek istemez.
Çocukta değişmeye başlayan bu davranışlar aile bireyleri ve öğretmenleri tarafından özenle takip edilmeli ve bu davranışların sebepleri dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır. Eğer çocuğun yaşadığı zorbalık çevresindeki yetişkinler tarafından fark edilmezse zorbalığın şiddeti artmaya başlar. Sınavlarda başarısız olan ya da öğretmenlerinin başarısız bulduğu öğrencilerin zorbalığa daha fazla maruz kaldığı bulunmuştur.
Zorbalığa maruz kalan çocukların duygusal ihtiyaçlarının fark edilmesi önemlidir. Erken dönemde yapılan müdahaleler, sorunun getirdiği etkilerin kalıcı olmasını engeller. Böylelikle yaşanması muhtemel sağlık sorunlarının önüne geçilebilir.
Kim Bu Zorba ?
Eğer zorbalığın her zaman hareket barındıran bir davranış örüntüsünün sonucu olduğunu düşünüyorsanız bu inanışı hemen bir kenara bırakın. En az zorbalar kadar bu süreçte etki sahibi bir başka grup daha var. Onların adı tanık.
Bu tanıklar kendi içinde üçe ayrılıyor: Taraftarlar, Alkışçılar ve Dışarıdakiler. Kimisi zorbanın yanında durarak, kimisi uzaktan alkışlayarak kimisi de hiç ses çıkarmayarak zorbanın gücüne güç katıyor. Bir zorbanın davranışlarını bırakmasının en etkili yolu yalnız kalmasıdır. Eğer destek alamazsa, gücünü besleyen en önemli kanalı kaybeder.

AYNA YAYINLARI

Ayna

Bülten

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans