Ayna PD

merhabaayna

Ayna'nın Hikayesi

İki arkadaş hayal kurdular önce; dokunmak istediler insanlara, ayna olmak istediler. Yaşanmış, hikâyeleri olan eşyalarla dolu küçücük bir “Ayna” kurdular. Eski de kalmış eşyaları satan arkadaşları aradı bir gün onları. ‘Adınız AYNA size sizi simgeleyen bir ayna buldum, gelin’ dedi. Heyecanla gitti iki arkadaş ve görür görmez hayran kaldı ikisi de, kollarını açmış sanki kucaklamak için bekler gibi duran oyma ağacın içine yerleştirilmiş küçük aynalardan oluşan bu aynaya ‘Ben sizin için buraya geldim.’ diyordu. Logosu oldu kucak açan ayna; insanlara dokunmak isteyen “Ayna’ya”. Yıllar geçti küçücük “Ayna” büyüdü, eşyalar yenilendi ayak uydurdu yeni dünyaya. İki arkadaştan biri dinlenmeye çekildi, diğeri yola yalnız devam etti. Yalnız dediysek de tek değildi, başlangıçtan bu yana yanında olmaya devam eden ekip arkadaşları ile yeni katılanlara kucak açtı, kocaman bir “Ayna” ailesi oldu.

Bugün kapıdan girdiğinizde kucağını açmış sizi karşılar o ayna. Sağa doğru kıvrılıp da odalara açılan koridorda ilerlerken “Ayna’nın” ilk eşyası olan camları işlemeli kumaşla kaplı dosya dolabı göz kırpar size…

Hoş geldiniz!

Çalışma Alanlarımız

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

BLOG

Son Yazılar

DAĞINIKLIĞI, BIRAKIN O TOPLASIN

Klinik Psikolog Zeynep YETKİN

Her evin bir düzeni olur. İzin verilenler, asla müsamaha gösterilmeyenler, istisnai durumlar, esneyen kurallar her evde farklıdır. 2 ayrı evde büyümüş yetişkin aynı evde yaşamaya başladığında, tıpkı eşyalarını taşır gibi kendi evlerinden alıştıkları kuralları da getirirler. Bazen bu nedenle, kendi aralarında fikir uyuşmazlığı yaşayabilirler. Orta yolu bulmak için birbirlerini duymaları gerekir. Sonunda o evin de kuralları belirlenir ve düzen işlemeye başlar. Çocuk kuralları çoktan belirlenmiş olan eve gelir. Ebeveynleri o büyürken, eve yeni kurallar eklerler. Böylece bir kez daha söz sahibi olmadığı, yaşı nedeniyle de fikrinin sorulamadığı kurallar hayatına eklenir. Çocuk büyüdükçe, bazı kuralları esnetmek ya da değiştirmek isteyebilir. Ebeveynleri bir kısmını değiştirse bile, kendilerince önemli ya da doğru bulduklarının arkasında durmaya devam edebilir. Sonrasında yükselen sesler, anlaşılmadığını hisseden ev ahalisi kalır geriye. Bazen ebeveynler için de esneyecek ya da değişecek kuralları seçmek zordur. Hem çocuklarına özgürlük alanı vermek isterler hem de evin bir düzeni olmasını beklerler.

Evin düzeniyle ilgili en büyük çatışmalar genelde çocuğun odasıyla ilgili çıkar. “Bu odanın hali ne? Topla burayı. Bir daha böyle dağınık görmeyeceğim.” cümleleri ile başlayan gerginlikler, çoğunlukla çocuk evde değilken odasının toplanmasıyla sonlanır. Özellikle 9-10 yaş sonrası çocuklar bu duruma oldukça tepkisel yaklaşabilir. En azından odalarında kendi kurdukları düzene izin verilmesini beklemenin hakları olduğunu söylerler. O “dağınıklığa” dayanamayan anneler ise kendilerini birden odayı toplarken bulurlar. Üstelik niyetleri de çok iyidir. Mis gibi olmuştur artık o oda. Çocuk da daha rahat bulacaktır artık aradığını. Bu şekilde düşünmesini beklerken, bağırarak alınan bir karşılık ise o anneyi hayal kırıklığına uğratmaz mı? İyi niyetle başlayan gün kavgayla sonlanır.

Peki, çocuğunuzun odasına daha az karışsanız ne olur? Bu soruya gelecek en popüler cevaplar; “Oda çok dağılır. Pislik içinde kalır oda. Sonra aradığını bulamayınca, yine ben toplamak zorunda kalacağım.” olur. Eğer tam bir kuralsızlığın bu sonuçları olacağını düşünüyorsanız, belki odaya müdahale etmeden, çocuğunuzdan neler beklediğinizi söyleyerek ve kuralları birlikte belirleyerek ilerleyebilirsiniz. Dağıtmamasını değil ama belli zaman aralıklarıyla toplamasını beklemek daha sürdürülebilir bir strateji olmaz mıydı? Toplamadığı zamanlarda, onun için toplamak yerine, o dağınıklığın onun hayatındaki etkisini deneyimlemesine izin vermek, ona davranışlarının sorumluluğunu almayı öğretmez mi?

ZATEN BENİM ÇOCUĞUM ÇOK AKILLI

Uzman Psikolojik Danışman Şule Acar

Her ebeveyn çocuğu doğduğu andan itibaren farkında olarak ya da olmayarak çocuğunun geleceğine dair hayaller kurar.
Özellikle söz konusu eğitim öğretim olduğunda beklentiler daha da yükselebilir. Beklentiler bir taraftan motivasyon sağlar. Ancak yüksek beklentilerle karşı karşıya olduğunu hisseden çocuk için bu durum kaygı verici olabilir. Ebeveynler bunu direkt olarak “Senden şunu bekliyorum.” şeklinde ifade etmiyor olsalar bile cümle içindeki alt mesajlarda veya başkalarıyla yapılan sohbetlerde bu anlamlar barınabilir.

Çocuğa verdiğimiz mesajlara dikkat!
“Biz sana güveniyoruz, Sen zaten çok akıllısın, Benim kızım-oğlum yapar, Büyüyünce doktor olacak benim çocuğum.” gibi ifadeler çocuk için “başarısız olursam, hata yaparsam ya da yorulursam kimse beni sevmez” inancını ortaya çıkarabilir. “Mükemmel çocuk” olma çabası çocuğun üzerinde çok ciddi bir baskı yaratır.

Özgüven aşılamak için sıklıkla “Sen özelsin ve diğerlerinden farklısın.” mesajı verilen çocuk kendisine ilişkin beklentileri karşılayamamaktan korkar, kendisine atfedilen “harika çocuk” imajı ve gerçek kendisi arasındaki çatışmayla kalır. Bu durumda başarısızlık, yetersizlik, suçluluk duyguları hissedebilir. Hem kendine hem ebeveynlerine karşı yoğun bir öfke ortaya çıkabilir. İçinde bunları yaşasa da dışarıya yansıtmaz. Kendisi olmanın bir sorun olduğunu düşünür. Kendini kabullendirmek için farklı olmaya çalışır.

Yapılan sohbetlerin sonu bir şekilde onlara nasihat vermeye ya da onlardan beklentilerinize bağlanıyorsa dikkat etmekte fayda var. Bu durum aranızdaki ebeveyn-çocuk ilişkisine zarar veriyor olabilir. Çocuğun ihtiyacı olan koşulsuz sevildiğini ve kabul edildiğini hissetmektir. Odasının dağınık olmasına, notlarının çok yüksek olmamasına, hatalar yapmasına rağmen ebeveyni olarak sizin her zaman onun yanında olduğunuzu bilmeye ihtiyaç duyar.

Çocuğun zekâsı, başarısı, becerisi yerine çabasını öven ve ön plana çıkaran ifadeler onun motivasyonunu ve özgüveninde daha destekleyici olacaktır. Çocuğunuz bir ödevi yapmak için çaba sarf etmişse o ödevden düşük not alsa bile çabasını takdir edin. Unutmayın sizin ilişkiniz tüm sonuçlardan daha önemli.

YANINIZDA YATABİLİR MİYİM?

Psikolog Ezgi Külekci

Çocuğunuz daha birkaç aylıkken herhangi bir ihtiyacını gidermek için yanınızda yatırmak hem kolayınıza geliyordu hem de bağ kurmak açısından temas ederek uyumanın belki de en iyisi olacağını düşünüyordunuz. Zaman geçtikçe çocuğunuz büyüdü, 3 yaşına geldi, ama hala yanınızda yatıyor. Peki, şimdi ne olacak?

Daha bebekken yanınızda yatmaya alıştığı için ilerleyen zamanda da doğal olarak bu alışkanlığı devam ediyor. Çocuk, ebeveynlerinin o yokken ne yaptığını merak ettiğinden ya da yeterli iletişim kuramıyorsa daha doyurucu bir ilişki için de sizinle yatmak isteyebilir. Bir diğer seçenek; bir kaygısı, korkusu olabilir ve sizinle uyuduğunda kendini daha güvende hissediyordur. Böyle durumlarda bile kendi odasında yatması çok önemli. Bu onu yalnız bırakacaksınız demek değil. Onu kendi odasına götürerek uyuyana kadar yanında olabilir, sonrasında kendi odanıza dönebilirsiniz. Çocuğunuzun sizin odanızda uyuyakalıp kendi odasında uyanması onun için daha kaygı vericidir. Bu yüzden tutarlılık kritik bir öneme sahip.

Çocuğunuz Neden Tek Yatmalı?
Çocuk, bağımsız bir birey olmanın ilk adımını anne-baba odasından kendi odasına geçtiği zaman atar. Bu yüzden evde kendi odası ve yatağı olması çok önemlidir. Yeni doğduğunda da sizin yatağınızda yatmak yerine, sizin odanızda ama kendi yatağında/beşiğinde yatması, kendi odasına geçiş sürecini ileride kolaylaştıracaktır. Ayrıca çocukların kendi odalarında uyumaları kişisel gelişimlerinde olumlu bir etki yaratır. Hayatında, sorunlarını kendi kendine çözebilen, çözemediği durumlarda bununla baş etmesini bilen bir birey olarak kendini var edebilen ve ifade edebilen biri olmasını destekler.

Hala sizinle yatması durumunda size duygusal olarak bağımlı hissedebilir. Bu da bir birey olarak kendini var etmesini güçleştirir ve kendini yetersiz, güçsüz hissedebilir. Sonucunda da içe kapanık bir birey olması muhtemeldir. Domino taşı gibi aslında, bir eylem çocuğunuzun gelecek yaşantısında pek çok şeyi etkiler.

AYNA YAYINLARI

Ayna

Bülten

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans