Ayna PD

merhabaayna

Ayna'nın Hikayesi

İki arkadaş hayal kurdular önce; dokunmak istediler insanlara, ayna olmak istediler. Yaşanmış, hikâyeleri olan eşyalarla dolu küçücük bir “Ayna” kurdular. Eski de kalmış eşyaları satan arkadaşları aradı bir gün onları. ‘Adınız AYNA size sizi simgeleyen bir ayna buldum, gelin’ dedi. Heyecanla gitti iki arkadaş ve görür görmez hayran kaldı ikisi de, kollarını açmış sanki kucaklamak için bekler gibi duran oyma ağacın içine yerleştirilmiş küçük aynalardan oluşan bu aynaya ‘Ben sizin için buraya geldim.’ diyordu. Logosu oldu kucak açan ayna; insanlara dokunmak isteyen “Ayna’ya”. Yıllar geçti küçücük “Ayna” büyüdü, eşyalar yenilendi ayak uydurdu yeni dünyaya. İki arkadaştan biri dinlenmeye çekildi, diğeri yola yalnız devam etti. Yalnız dediysek de tek değildi, başlangıçtan bu yana yanında olmaya devam eden ekip arkadaşları ile yeni katılanlara kucak açtı, kocaman bir “Ayna” ailesi oldu.

Bugün kapıdan girdiğinizde kucağını açmış sizi karşılar o ayna. Sağa doğru kıvrılıp da odalara açılan koridorda ilerlerken “Ayna’nın” ilk eşyası olan camları işlemeli kumaşla kaplı dosya dolabı göz kırpar size…

Hoş geldiniz!

Çalışma Alanlarımız

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

BLOG

Son Yazılar

21 ekim zeynep (YENİ)
YENİ

BABAYLA KURULAN İL…

BABAYLA KURULAN İLİŞKİ PUSULA GİBİDİR

Uzman Klinik Psikolog Zeynep YETKİN

Bağlanma söz konusu olduğunda odak hep anne ve bebek ilişkisindedir. Gebeliğin başından itibaren bebek geliştikçe anneyle iletişim kurmaya başlar ve temas ettikleri ilk an ilişki daha da güçlenir. Peki, bu hikâyede babanın rolü ne zaman başlar? İlişkide baba ne zaman var olur?

İLİŞKİNİN KURULMASI İÇİN FİZİKSEL TEMAS ŞART
Dünyaya gelen bebekle annesi arasında aylardır kurulan bir iletişim varken babanın bebeğe kendini tanıtması gerekir. Ona ısınması, onun kucağında da güvende hissedebilmesi için bebeğine zaman vermesi gerektiğini hatırlaması önemli. Bu ilişkinin sağlıklı bir şekilde kurulabilmesi için fiziksel temas şart.

İLK BİR YIL ÇOK ÖNEMLİ
Baba ve bebek arasındaki bağlanmanın sağlıklı kurulabilmesi için babanın ilk bir yılda bebeğin bakımına doğrudan katkı sağlaması gerekiyor. Zaman ilerledikçe bebek büyüdükçe ilişki kurma şekilleri değişmeye başlıyor. Anneler bebekle, daha çok konuşarak ve gülümseyerek ilişki kurarken, babalar oyunlar oynuyor ve fiziksel temas kurarak iletişimlerini sürdürüyorlar. Bu farklılık sayesinde bebek farklı iletişim kurma biçimlerini de deneyimleyerek öğrenmiş oluyor.

BAĞLANMADA BELİRLEYİCİ OLAN İLİŞKİDİR
Çok uzun süre babaların, bebeklerin gelişiminde duygusal açıdan önem taşımadığı düşünüldü. Artık bu yargının kırılmış olması mutluluk verici. Bir çocuğun gelişiminde belirleyici olan; ebeveynleriyle kurduğu ilişkinin kalitesidir, aralarındaki bağın ne kadar güçlü olduğudur. Baba ve çocuk arasındaki ilişki, çocuğun dış dünyayla kurduğu ilişkinin de önemli bir belirleyicisidir. Babasıyla iletişiminde kendini rahat ifade edebilme şansı yakalayan çocukların sosyal hayatlarında daha özgüvenli davrandıklarını görüyoruz. Babalar sosyal ilişkiler söz konusu olduğunda “pusula” gibidir. Çocuklarına yol göstermeyi hiç unutmayan babalar, hep var olun!

ÇOCUKLAR GELİŞMEK İÇİN EBEVEYNLERİNE İHTİYAÇ DUYAR

Uzman Psikolog Ceyda YANAR

Büyümek bir yolculuk olsaydı onu keskin basamakları olan bir merdivene değil, eğimi zaman zaman değişen bir yokuşa benzetirdim. Çocuklarla çalışan uzmanlar olarak onların yaşından beklenen gelişime uygun davranıp davranmadığını anlamaya çalışırız, bu doğru. Değerlendirmeyi yaparken çocuğun hem biyolojik hem psikolojik gelişimini dikkate alır hem de içinde yaşadığı ailenin onun gelişimindeki etkisini değerlendiririz. Dünyaya gözlerini yeni açmış bir bebek, doğası gereği hızlı bir şekilde gelişmeye mecburdur. Büyüme ve gelişme durdurulamaz, fakat içinde bulunduğu çevreye göre yavaşlayabilir. Bebekler, etrafında olan yetişkinlerin desteği ve çabasıyla bir mecburiyeti oldukça kârlı bir kazanca dönüştürme fırsatına sahiptir.

ÇOCUĞA SAĞLIKLI BİR ÇEVRE SAĞLADIĞINIZDAN EMİN OLUN

Bebeklikten başlayıp çocukluğa doğru ilerleyen gelişim sürecinde en çok sağlıklı uyaranlara ihtiyaç duyulur. Çocuklar; sesler, kokular, nesneler ve tatlarla deneyimledikleri her yeni yaşam olayı sayesinde biraz daha gelişirler. Çocuklarımızı yaşamın içine dahil ederek büyümelerine yardım edebiliriz. Hayatın içinde ulaşabildikleri her yeni “şey” sayesinde daha fazla keşfeder, daha fazla sorar ve daha fazla merak ederler.

ÇOCUK MERAK EDER

Çocukların yaşamdaki en büyük motivasyonu meraktır. Merak eden çocuk harekete geçer ve öğrenmek ister. Küçük bir bebeğin duyduğu sese merakla bakmasıyla başlayan bu yolculuk, ilkokulda okuma yazma öğrenen bir çocuğun arama motorunu kullanarak yeni bir bilgiye ulaşma çabasıyla devam eder. Çocuğunuzun gelişiminin destekçisi olmak için ona merak edebileceği alanlar oluşturun.

16 ekim funda
YENİ

KAYGI MI, O DA NE?

KAYGI MI, O DA NE?

Uzman Klinik Psikolog Funda TEKELİOĞLU

Biliyoruz ki kaygının belli bir seviyede olması aslında bizi temkinli ve uyanık hale getiriyor. Böylece daha sağlıklı, daha gerçekçi kararlar verebiliyoruz. Ancak kaygının giderek yükselmesi ve sonunda paniğe kadar ulaşması bizi körleştiriyor. İşte o zaman işin rengi değişiyor, ne kendimize ne çocuklarımıza bir faydamız dokunuyor. Bu yüzden önce kendi kaygımızın ne durumda olduğuna göz atmakta her zaman fayda var.
Hadi bakalım beraberce! Her şey ortada sıkıntılı bir durum olmasıyla başlıyor. Belirsizlik bizi endişeli hale getiriyor. Yani yarın ne olacağını bilmiyoruz, bir sonraki aşamada neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Bir sürü soru işareti ile yaşıyoruz. Biz bilgi almayı abarttıkça (her gün defalarca haber kanallarından bu konuyla ilgili bilgileri almaya devam ederken, sosyal medyanın o kirliliği içerisinde kendimizi kaybederken, doğru yanlış bir sürü bilginin içinde harmanlanırken) o bilgiyi ne yazık ki kullanılamaz hale getiriyoruz. Kaygımız o temkinlilikten paniğe doğru gidiyor ve paralize oluyoruz. İşte buralarda ne yazık ki çocuklarımızı da olumsuz etkiliyoruz. Bilgiyi dozunda alalım, sağlam alalım ve biz onu kendimizi koruyup kollayacak şekilde kullanalım. Ve bu bilgiyi alırken de çocuklarımızı mümkün olduğu kadar yanımızdan uzak tutmaya çalışalım. Çünkü bilgi edinme sırasında onlar bizim yanımızda olduklarında, o bilgilerle ilgili konuşurken, çok farkında olmasak da aslında duygularımızı, düşüncelerimizi de beraberinde yansıtıyoruz. Sakın “Yok canım bir şey söylemiyorum ki” demeyin. Siz sussanız bile bedeniniz konuşuyor. Çocuklar da beden dilini bizden iyi okuyor.

AYNA YAYINLARI

Ayna

Bülten

aynapdlogodisif

İletişim Bilgileri

İnönü Caddesi, Aydoğan İş Merkezi

No: 12, Kat: 7, Daire: 20, 34734

Sahrayıcedit / Kadıköy İSTANBUL

2018 © Ayna PD - Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi | Tukan Ajans