Yaş ilerledikçe yaratıcılığın yavaş yavaş köreldiğini biliyor musunuz? Daha da önemlisi çocuğunuzla iletişim kurarken bunu fark ediyor musunuz?
Çocuklar sınır tanımaz.
Çocukların zihinleri sınır tanımaz. Hayal kurarken uçsuz bucaksız düşler ülkelerinde gezerler, her şey mümkündür onlar için. Markette çalışan pandalar, uzaya giden tavşanlar, ormanda yaşayan büyülü baykuşlar, üşümeyen çocuklar… Hayallerini kısıtlamaz çocuklar, sadece hayal ederler. Sonra bu hayalleri gerçekleştirmenin bir yolunu ararlar. Peki, sonra ne olur?
Çocuklar yetişkinlerin dünyasında hayalleriyle var olmaya çalışırlar.
Yetişkinlerin sözüm ona “gerçekçi” dünyalarıyla tanışırlar! Yaratıcı fikirleri “ama öyle olmaz ki”lere çarpar, dağılır. Yetişkin dünyasının kuralları vardır. Her işin yapılma şekli belirlenmiştir ve sizin farklılık getirmenize çoğu zaman izin verilmez. Yetişkinler bundan korkar veya kaçarlar. Çocuklar çok daha cesurdur. Onların zihni “neden olmasın?” der sürekli. Bu nedenle her zaman ebeveynlerini şaşırtacak bir sürü fikir üretebilirler, aklınıza gelmeyecek ya da cevabını hiç merak etmediğiniz sorular sorabilirler. Bireyin yetişkinlik yolculuğunda yaratıcılığı körelirken, ebeveyn olduktan sonra çocuğu sayesinde yaratıcı olmayı öğrendiğini görürüz. Özellikle onlara eşlik etmekten korkmayan ebeveynler çocuklarının yaratıcı fikirlerini teşvik edebiliyor, böylece çocuklarının yaratıcı taraflarının hiç körelmemesini sağlayabiliyorlar.
Çocuğunuza eşlik etmeyi deneyin.
İlk adımda hayal etmekten, yaratıcı tarafınıza güvenmekten korkmayın. Saçma da olsa aklınıza gelenleri çocuğunuzla paylaşın. Birlikte bu fikirlerin üzerine düşünün, daha da güzeli kahkahalarla gülün. Çocuğunuzun hiçbir fikrine “bu çok saçma” düşüncesiyle yaklaşmayın. Sizi çok şaşırtacak, absürt bir fikri varsa bu fikre neden ihtiyaç duyduğunu araştırın. Belki siz daha uygulanabilir bir çözüm üretirsiniz. Belki de çocuğunuz sayesinde yeni ufuklar keşfedersiniz…














