EVLENİRKEN YANIMIZDA GÖTÜRDÜKLERİMİZ

EVLENİRKEN YANIMIZDA GÖTÜRDÜKLERİMİZ

 

 

Evlenirken Yanımızda Götürdüklerimiz

İki kişi evlenerek veya aynı evi kurmaya karar verdiklerinde kendi hikayelerini yazmaya başlarlar. Bu hikaye bir peri masalı gibi başlar ve hikayenin kahramanları kendileridir. Hikayenin içine herkes kendi ailesinden parçalar getirir. Yani hikayeyi yazarken her iki kahraman da kendi ilk ailelerinden parçalar koydukları iki tane çeyiz sandığı ile girerler o evin içine.

Neler var bu çeyiz sandıklarında, bakalım:
İsterseniz bir sürü şey var. Bazıları bizim bildiklerimiz, bazıları bilmediklerimiz, bazıları isteyerek koyduklarımız, bazıları farkında bile olmadıklarımız. Mesela, ailedeki kuralları koyarlar. İki farklı kural vardır: açık kurallar ve kapalı kurallar.

Açık kurallar üstünde tartışılan, bilinen, konuşulan kurallardır. Herkes bilir o ailedeki açık kuralları. Dolayısıyla evine götüreceği sandığın içine o kurallardan hangilerini koyacağını da bilir, alır ve koyar.


Diğeri kapalı kurallar. Burası biraz karışık. Çünkü bu kapalı kuralların üstüne hiç konuşulmamıştır. Hatta böyle kurallar olduğunun da çoğu zaman kimse farkında değildir ama bilinir. Bilindiği de bilinmez ama bilinir.
Mesela ailedeki yeme kuralları, bazen eve giriş çıkış saatleri… Üzerinde hiç konuşulmaz ama herkes bilir kaçta geleceğini. Bunun gibi birtakım kapalı kurallar vardır. Üzerinde konuşulmayan aileler, ilişkiler, komşular… Konuşulmaz ama bilinir, yapılır.

İşte bunların hangilerini kendi sandığımıza, kendi bavulumuza koyacağımızı pek bilemeyiz.

Sandığımıza başka neler koyacağız?

Mesela ebeveynlerimizin ilişkilerini, ebeveynlerimizin ilişki kurma biçimlerini, birbirleriyle nasıl konuştukları, yaşadıkları çatışmaların nedenleri, o çatışmaları nasıl çözdükleri, birbirlerine yakınlıkları ve uzaklıkları…
Ne çok şey var değil mi?

Ebeveynlerimizin kendi aileleriyle ilişki biçimleri ve bunun bizim ailemize yansıma hali. Ebeveynlerimizin arkadaşları, onların sosyal ilişkileri…

Burada biraz daha farkındayız. Neyi alıp neyi almayacağımıza karar veririz ve istediklerimizi alır sandığa koyarız. Arada ne yazık ki fark etmeden istemediklerimiz de girebilir.

Sandığa koyduğumuz şeylerden bir diğeri de ebeveynlerimizin de bizimle olan ilişkisi. Bizimle olan iletişim biçimleri, bize olan yakınlıkları ve uzaklıkları, korktuğumuzda üzüldüğümüzde hastalandığımızda yanlış şeyler yaptığımızda bize olan yaklaşımları, ebeveynlerimiz tarafından takdir görme, onaylanma halimiz…

İşte buralardan öğrendiklerimizi de sandığın içine koyuveririz ve sonra sandığımızı alır yeni evimize gireriz.

Çoğu zaman şunu atlarız: Biz bu hikayeyi iki kişi yazıyoruz, iki kahraman var.

Yani iki sandık var. Bazen iki sandık olduğunu atlıyoruz bazen de sandıkların içinde aynı şeyler olduğunu varsayıyoruz. Ne yazık ki aynı şeyler yok. Hikayemizde çoğu şey benzese bile o sandıkların içinde aynı şeyler yok.

Ne zaman fark ediyoruz?


Peri masalını yazdığımız zaman değil, aynı evin içine girdiğimiz zaman. Çok da fark etmiyoruz aslında.
Hemen o evin içine girdiğimiz zaman sandıklar açılıveriyor. Aslında bakarsanız iki sandık açık olduğunda da fark etmiyoruz. Biz peri masalının hikayesini yazmaya başlıyoruz, yani yaşamaya başlıyoruz.

Beraberinde de birden bir gün ağzımızdan şöyle cümleler çıkıveriyor:
“Bizim evde böyle değildi.”
“Benim annem…”
“Bizimkiler…”
İşte sandıktakiler çıkmaya başladı.

Aynı evin içine girdiğimiz zaman bir sürü şey dikkatimizi çekiyor. Görmezden gelebiliyoruz çoğu zaman ama çekiyor.

Sandıktakiler hareketlenmeye başlıyor. Mesela yemek yeme alışkanlığımız, yeme hızı, yeme şekli, yeme saati, sofra düzeni, uyku alışkanlıklarımız, hazırlanma alışkanlıklarımız, ebeveynlerimizle iletişim biçimlerimiz, arkadaşlık ilişkilerimiz, sosyal ilişkilerimiz, ailenin kazancını paylaşma halimiz, birikim yapmak için planlarımız…

İşte bütün bunlar olmadan yine farkında olmadan “bizimkiler böyle yapmazdı” ya da bu kadar bilinçli olmasak da “bu yanlış, bence öyle değil” diye söyleyiveriyoruz.

Sandıklarımızdaki malzemeler teker teker ortaya çıkmaya başladığında aynı evin içinde yaşarken ne kadar da farklı olduğumuzu fark ediyoruz.

Benzerliklerimizi daha çabuk fark ediyoruz biliyor musunuz? Benzerlikler bizi keyiflendiriyor ama farklılıklar da sinir ediyor.
Peki ne yapacağız? Artık aynı evin içindeyiz, o peri masalı yazılmaya başlandı.
Hikayenin başlangıcında olabiliriz, bazen de ortalarında fark ediyoruz biz bunları.

Önce duracağız, şunu söyleyeceğiz kendimize:
Her ikimiz de bütün bunları yaparken diğerinin canını sıkmak için yapmıyor.
Sadece ilk ailesinden getirdiği, çoğunu da fark etmeden malzemeleri kullanıyor, o kadar.
Bu yüzden önce ikimizin de iyi niyetli olduğu düşüncesiyle masaya oturacağız ve açık iletişim kuracağız.

Bunun için önce ailelerimizi konuşacağız.
Bizim evde neler olup bitiyordu, biri diğerine anlatacak. Diğeri kendi ailesini anlatırken dinleyeceğiz. Keyifli taraflarını, olumsuz taraflarını, canını yakan taraflarını, her neyse…
Ama şundan emin olacağız:
Yarın öbür gün birbirimize kızıp da kavga etmeye kalktığımızda işte o ailelerden öğrendiklerimizi, birbirimize koz olarak kullanmayacağız.

Böylece güveneceğiz birbirimize.
Güvendikçe sandıklardan çıkardığımız malzemeleri dönüştüreceğiz.
Dönüştürdükçe keyifleneceğiz ve şunu unutmayacağız:
Benzerlikler güzel, farklılıklar da güzel.


Ve her şeyden önemlisi farklılıklarımızın bizim yazacağımız hikayeyi zenginleştirdiğinin bilincinde olacağız, farklılıklarımızdan öğrenmeyi ilke edineceğiz.

Video formatını izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=tbZSNrV1Wps 

Uzman Psikolog Funda Tekelioğlu

1280 720 Ayna Psikolojik Danışma Merkezi

Funda Tekelioğlu

Emel Yazıcıoğlu

Zehra Birbiri

Gökçe Nil Ekşi

Yaprak Salman

Zeynep Sezgin

Nurşah Memiş Akdoğan

Ceren Yüksel Dışpınar

Şule Acar

Murat Kaytancı

Ceyda Yanar

Zeynep Yetkin

Ayşegül Önk Eray

AYNA’DA Bireysel / Çift Randevuları

AYNA’DA Çocuk / Ergen Randevuları

BEBEKLİK DÖNEMİ

ÇOCUKLUK DÖNEMİ

ERGENLİK DÖNEMİ

GENÇ YETİŞKİNLİK

YAŞLILIK DÖNEMİ

PERGEL-PERFORMANS GELİŞTİRME PROGRAMI

ÖĞRENCİ KARİYER DANIŞMANLIĞI ALANLARI

YETİŞKİN KARİYER DANIŞMANLIĞI

GELECEĞİNİ PLANLA GRUP ÇALIŞMASI

Krizleri Yönetin, Güçlenin

Çalışanlarınızı daha iyi tanıyın

Çalışanlarınızı daha iyi tanıyın

Krizleri Yönetin, Güçlenin

Çatışma ve Problemleri Çözme performansınızı arttırın

Doğru Dinleme, doğru anlama, doğru ifade etme

IQ mu EQ mu?

Yönetici Adayları Daha Başarılı

Mutlu Çalışanlar

Zorbalar, kurbanlar.. Peki ya şahit olanlar?

Çocuklara dair her şey

Başa çıkma kaynakları içimizde

EMDR TERAPİSİ

Eğitim ve Çalışma Grubu

BİREYSEL GÖRÜŞME TEKNİKLERİ

KRİZE MÜDAHALE EĞİTİMİ

GRUP YÖNETİMİ EĞİTİMİ

DİKKAT VE ÖĞRENME “UZMAN EĞİTİMİ”

SİSTEMİK MÜDAHALELER EĞİTİMİ

Kurumlarda Zorbalık

Sanem Demirbaş

Gökçe Nil Ekşi

Zeynep Yetkin

Zeynep Yetkin

MESLEĞE ADIM ADIM

WhatsApp