Anneler ve babalar çocuklarını büyütürken yaptıkları her olumsuz ya da sert davranışın gelecekte bir sorun yaratacağını düşünürler. Korkarlar ve daha fazla tereddütte olmaya başlarlar. Çocuklar ile kurduğumuz ilişki biçimi onların geleceklerindeki dünya algısı için büyük bir etkiye sahiptir. Bunu kabul etmemiz gerekiyor. Ancak “tek” bir kötü söylem başlı başına bütün geleceği değiştirecek güce sahip olmayabilir.
Nasıl mı?
Çocuklar genellikle affedicidir. Gelişimsel olarak esnek yapıları onların olaylarla başa çıkma becerilerini arttırır. Bu yüzden kin tutmazlar ve olayları uzatmazlar. Tabi bunun aksini sürekli deneyimlemedilerse… Çocuklar değişime ve gelişime açık oldukları için yaptığımız hataları telafi etmemize izin verirler. Eğer onlara verdiğimiz zararı kabul ettiğimizi görürlerse kırgınlık düzeylerini idare etmeleri kolaylaşır. Örneğin bir olay sonrası çocuğumuza istemsizce, “Aptal mısın sen? Kör müsün?” gibi bir sert çıkış yapabiliriz. Kişisel saldırı olarak algılayabileceği bu cümlelerin ardından, “Söylediğim kelimeler hiç uygun değildi. Sana bu sözleri söylediğim için özür dilerim.” diyerek yaşanılan olayın üzerindeki etkiyi azaltabilirsiniz.
Özürler, etkisini kaybetmemelidir.
Özür dilemek özünde ahlaklı kabul edilen bir davranıştır. Hatayı telafi etmek için kullanılması önem taşır. Ancak yapılan her davranışı yumuşatmak için özür dilemek bir süre sonra basitleşebilir ve etkisini kaybedebilir. Ayrıca çocuğun, “Yaptığım her kötü şeyden sonra özür dileyebilirim ve kendimi affettirebilirim.” İnancını yeşertmesine neden olur. Kırıcı olduğumuzu düşündüğümüz ve gerçekten çocuğumuza zarar verdiğimiz davranışlardan sonra tüm samimiyetimizle dilediğimiz özrün etkisi daha farklı olacaktır. Özrümüze eşlik eden açıklamalar çocuğun o deneyimde neyi hatırlayacağını belirler. Anlaşıldığını ve kırıldığını fark ettikten sonra bu durumu düzeltmeye çalışan bir ebeveynin çabasını gören çocuk, olayın travmatik etkisini azaltabilir.














