YEMEK MASASINDA KRİZ VAR!

YEMEK MASASINDA KRİZ VAR!

İşte yine başlıyoruz. Uyandı. Tuvalete gitti. Pijamalarını çıkardı. Kahvaltı zamanı. Aklımda tek bir soru var. Tabağındakileri yiyecek mi? Saat bir oldu. Öğlen yemeğini mutlaka bitirmesi lazım. Sabah da yumurtasını yemedi zaten. Köftenin içine koyduğum sebzeler iyi oldu. Bu öğünü mutlaka yemesi lazım. Saat yedi. Koca gün ağzına doğru düzgün tek bir şey almadı. Akşam masadan aç kalkmasa bari…

Herkes için tanıdık bir hikaye.

Yemek yemek, çocukların en temel fizyolojik ihtiyaçlarından biridir ve bu durum ebeveynden doktora herkes tarafından bilinmektedir. Hele ki yemek yemek bizim geleneksel yapımızla değerlendirildiğinde duygusal bir anlama da sahiptir. Çocuk, neyin içine doğduğunu bilmez ama bu düzenin parçalarından biri haline gelir. 

Yemek, gerçekten kimin ihtiyacıdır?

“O tabak bitecek.” cümlesinin en az bir defa yankılanmadığı ev var mıdır? Her ebeveyn çocuğunun sağlıklı büyümesini ve gelişmesini ister. Ona bir zarar gelmesinden korkar. Bu zararın kendisi tarafından verilme ihtimalini düşünmek bile istemediği için her şeyi kontrol etmeye çalışır. İşlerin çocuklar için karışmaya başladığı yer de tam burası olur. Kendi fiziksel ihtiyacını karşılamak için yemeyi öğrenmesi gereken çocuk ile ebeveynlerinin ona iyi bakıp yemek yedirme telaşı arasında çatışma başlar. 

Çocuklar, asıl sorunun ne olduğunu anlayamazlar.

Küçük yaştan itibaren yemeğin bir savaşa dönüştüğü evlerdeki çocukların yeme davranışlarında hep bir problem olma ihtimali devam eder. Çocuk, büyürken yemekle nasıl bir ilişki kurması gerektiğini öğrenemediği için kafasındaki belirsizlikler de onunla büyür. Çoğu zaman da çözümsüz kalır. Ebeveynler çocuklarının iyi olmasını ister ama bunun yemekle olan ilişkisini onlara aktarmayı unuturlar. Çocuk, keskin emir cümleleri, bazen büyük bazen de küçük sürtüşmelerin içinde kalır. Yemek de kenarda sabırla sırasını bekler. 

  • Kıyaslamayın!

“Milletin çocuğu ne güzel oturup yemeğini yiyor, sen?” demeyin.

  • Tehdit etmeyin!

“Madem bu yemeği yemiyorsun, o istediğin oyuncağı sana asla almayacağım.” demeyin.

  • Duygusal yük bırakmayın!

“Eğer bu tabak bitmeden masadan kalkarsan, seninle artık oynamayacağım.” demeyin.

  • Koşul koymayın.

“Ancak yemeğini bitirirsen seninle parka gelirim.” demeyin.

  • Sözel şiddet uygulamayın.

“Ne biçim çocuksun sen? Bir tabak fasulyeyi yiyemedin!” demeyin.

1280 720 Ayna Psikolojik Danışma Merkezi

Funda Tekelioğlu

Emel Yazıcıoğlu

Zehra Birbiri

Gökçe Nil Ekşi

Yaprak Salman

Zeynep Sezgin

Nurşah Memiş Akdoğan

Ceren Yüksel Dışpınar

Şule Acar

Murat Kaytancı

Ceyda Yanar

Zeynep Yetkin

Ayşegül Önk Eray

AYNA’DA Bireysel / Çift Randevuları

AYNA’DA Çocuk / Ergen Randevuları

BEBEKLİK DÖNEMİ

ÇOCUKLUK DÖNEMİ

ERGENLİK DÖNEMİ

GENÇ YETİŞKİNLİK

YAŞLILIK DÖNEMİ

PERGEL-PERFORMANS GELİŞTİRME PROGRAMI

ÖĞRENCİ KARİYER DANIŞMANLIĞI ALANLARI

YETİŞKİN KARİYER DANIŞMANLIĞI

GELECEĞİNİ PLANLA GRUP ÇALIŞMASI

Krizleri Yönetin, Güçlenin

Çalışanlarınızı daha iyi tanıyın

Çalışanlarınızı daha iyi tanıyın

Krizleri Yönetin, Güçlenin

Çatışma ve Problemleri Çözme performansınızı arttırın

Doğru Dinleme, doğru anlama, doğru ifade etme

IQ mu EQ mu?

Yönetici Adayları Daha Başarılı

Mutlu Çalışanlar

Zorbalar, kurbanlar.. Peki ya şahit olanlar?

Çocuklara dair her şey

Başa çıkma kaynakları içimizde

EMDR TERAPİSİ

Eğitim ve Çalışma Grubu

BİREYSEL GÖRÜŞME TEKNİKLERİ

KRİZE MÜDAHALE EĞİTİMİ

GRUP YÖNETİMİ EĞİTİMİ

DİKKAT VE ÖĞRENME “UZMAN EĞİTİMİ”

SİSTEMİK MÜDAHALELER EĞİTİMİ

Kurumlarda Zorbalık

Sanem Demirbaş

Gökçe Nil Ekşi

Zeynep Yetkin

Zeynep Yetkin

MESLEĞE ADIM ADIM

WhatsApp